Erzurum – Tortum – Pehlivanlı – Şeyhefendi kabristanı
Müderris Ahmet Efendi’nin kabri Merkez Camii yanındaki Şeyh Efendi mezarlığındadır. Anlatılanlara göre Şeyh Efendinin çağdaşı olur. Pehlivanlı’da dünyaya gelmiştir. Köy imamlarından ilk tedrisata başlar. Erzurum’a gelip eğitimine devam eder. Erzurum’dan Bağdat’a oradan İstanbul’a gider. İstanbul’dan Erzurum’a dönüşünde Konya’ya uğrar. Müderris Ahmet Efendi’nin kırk yedi yaşlarında Konya’ya geldiği, burada sekiz yıl eğitim aldıktan sonra, elli beş yaşlarında Erzurum’a döndüğü anlatılır. Konya’da Müderris Mehmet Efendi’den okumuş, icazet almış, sonra Erzurum’a ve oradan da kendi köyü olan Pehlivanlı’ya (Vıhik) dönmüştür. Bu köyde (Üngüzek) Dikyarlı Hacı Yusuf Efendinin yaptırmış olduğu yedi odalı medresede yıllarca ders okutur. Sonra Tortum merkezine inerek “Nihah”, Yeşil dere’ye gelir. Talebesine burada icazet verir. Geriye kalan bütün ömrünü yine talebe okutmakla geçirir.”
Müderris Hoca Ahmet Efendi kendisini tamamıyla işine vakf etmiş olduğundan, okuttuğu talebelerinden bir şey almazdı. Kimseden bir şey beklemez, üstelik derslerine intizamla devam edenlerin bir kısmına maddi yardımlarda bulunur; yiyecek ve giyecekleri ile de ilgilenirdi. Bu hali ile Erzurumlu Yetim Hocaya benzeyen Vihikli alimin, bu derece hayırperverliğini, elinin açıklığını bilenler, bilhassa gözünün tokluğunu anlatmak isteyenler “bacası tüter ama hocanın damına (evine) bir yük odun girmemiş, kimseden, bir kilo yağ almamıştır.”, derlerdi.
Musa Kazım Efendi Şeyhülislamlığı zamanında Kurşunlu medreseleri müderrisi olan Süleyman Efendi, Yetim Hocayı, bunların çağdaşı olan hocası ve hamisi Ahmet Efendiyi unutmaz, ona beş yüz kuruş maaş bağlatır.
Anlatılır ki, Konya’da konuk olduğu evde sabah namazına kalkıldığında, imametliği Ahmet Efendi yapar. Daha sonraları ev reisi ile kahve altı yaparken, evin kızı veya gelini aşağıda ineği sağmaktadır. İnek rahat durmaz. Sağan kişi “Ya hayvan dur, o hoca Efendinin okuduğu Kur-an’ın canına düştüğü gibi sende benim canıma düşme” der. Bu laf Ahmet Efendinin dikkatini çeker. O hanımın duygu ve düşüncelerini öğrenmek ister. Sözün esrarını sorar. Konuşulur. Oradakilerle birlikte kalkıp akmakta olan bir çeşme başına giderler. Hanım Efendi hocadan bir aşır okumasını ister. Ahmet Efendi okur. Sıra Hanım Efendiye geldiğinde, aşıra başlayıp bitirene kadar, çeşmeden suyun akmadığı görülür. Hanım Ana, Ahmet Efendiye dönüp “O Allah kelamı okuna da akan su durmaya” der. Ondan sonra Ahmet Efendi eksik olan noktalarını tamamlamak ister, eğitim için bir süre Konya’da müderris Mehmet Efendinin yanında kalarak ondan okumuş, icazet almış bir süre de müderrislik yapmıştır. Bedenen ufak yapılı olan Kara molla Konya’dan ilimle dolu olarak arkasına bakmadan, Tortuma döner ve o yöreyi yetiştirdiği talebelerle aydınlatır.
Müderris Ahmet Efendi, Musa Kazım Efendinin Şeyhülislamlığı dönemlerinde İstanbul’a gider, Sultan Abdülhamit’le tanıştırılır. Sultan İstanbul’da kalmasını söylese de Şeyhülislam Musa Kazım Efendi, Sultana “Sultanım Tortum ve çevresinin Hoca Efendiye acil ihtiyacının olduğu, oralardaki hizmetin daha hayırlı olacağı kanaatindeyim.”, der. Ahmet Efendiye, Şeyhülislamın da yardımlarıyla altı medrese kurdurulur. Hizmete devam edilir. Hizmet Birinci Cihan Harbinde aksar,
Müderris Ahmet Efendi muhacir olarak Konya–Kulu havalisine kadar gider. Harp süresince oralarda kalır. İlmi değeri anlaşılınca hep mihrapta tutulur. Bir halı seccade hediye edilir. Bu seccade günümüzde camide muhafaza altındadır. Harp sonrası köyüne döner hizmetine devam eder. Beldenin en kıymetli yeri olan, mezar yerini Şeyh Efendi Ahmet Efendiye medrese yapımı için vermiş o da köyün normal bir mezarlığının olmadığını söyleyerek, burayı köye kabristan yapalım demiş. Kabul görmüş. Müderris Ahmet Efendi’nin 1830–1920 li yılları arası hayat sürmüş olduğu anlaşılıyor.
Bazı talebeleri şunlar:
Tortum Müftüsü, Çaykaralı Ali Efendi, Serdarlıda medfun, ölümü 1936.
Vihikli (Pehlivanlı) Gavvas Hoca Efendi-Kabri merkez camii yanında.
Vanklı Veysel Efendi-ölümü 1949.
Kaledibli, Tayyar Efendi.
Aburnesli, Fatoş Hafız.
Üngizekli, Kasım Efendi.
Sürbahanlı, Mustafa ve İbrahim Efendiler.
Tortum Kaleli, Ziya Efendi ve Dursun (Güney) Efendi.
Erkekli, Molla Ahmet Efendi. Moğolsu, Dursun (Küçük) Efendi.
Kaynak ;Erzurum Evliyaları , Abdulhalim Durma
