Close Menu

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Havlucu Dede ( Demirci Baba )

    Şubat 22, 2026

    Ereğli Evliyaları ve Türbeleri

    Şubat 22, 2026

    Halveti Şeyhi Abdurrahman Efendi

    Şubat 22, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Çarşamba, Mart 18
    • Demos
    • Buy Now
    Facebook X (Twitter) Instagram LinkedIn VKontakte
    anadolununruhu.com
    Banner
    • Home
    • Anadolu Evliyaları
      1. Denizli Evliyaları
      2. Erzurum Evliyaları
      3. View All

      Havlucu Dede ( Demirci Baba )

      Şubat 22, 2026

      Ereğli Evliyaları ve Türbeleri

      Şubat 22, 2026

      Halveti Şeyhi Abdurrahman Efendi

      Şubat 22, 2026

      Devrek Evliyaları ve Türbeleri

      Şubat 22, 2026

      Havlucu Dede ( Demirci Baba )

      Şubat 22, 2026

      Ereğli Evliyaları ve Türbeleri

      Şubat 22, 2026

      Halveti Şeyhi Abdurrahman Efendi

      Şubat 22, 2026

      Devrek Evliyaları ve Türbeleri

      Şubat 22, 2026

      Havlucu Dede ( Demirci Baba )

      Şubat 22, 2026

      Ereğli Evliyaları ve Türbeleri

      Şubat 22, 2026

      Halveti Şeyhi Abdurrahman Efendi

      Şubat 22, 2026

      Devrek Evliyaları ve Türbeleri

      Şubat 22, 2026
    • Peygamberler
    • Sahabeler
    anadolununruhu.com
    You are at:Home»Anadolu Evliyaları»Erzurum Evliyaları»Karaçoban»Şeyh Molla Abdurrahim Çoğreşi
    Karaçoban

    Şeyh Molla Abdurrahim Çoğreşi

    adminBy adminŞubat 18, 2026Updated:Şubat 18, 2026Yorum yapılmamış8 Mins Read
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Erzurum – Karaçoban – Erenler köyü 

    1928 yılında dünyaya geldi. Şeyh Molla Yahya el-Çoğreşi‘nin büyük oğludur. Henüz altı yaşındayken K. Kerimi öğrenerek öğrenim hayahna başladı. Medrese tahsili aralıksız olarak yirmi bir yaşına kadar devam etti. Öğre­ niminin büyük bölümünü babası Şeyh Yahya Efendi’nin yanında tamamlamakla birlikte buluğ çağından itibaren genellikle yazları, babası­ nın telkiniyle, Norşin’de Şeyh Taha hazretlerinin yanında bazen de Muş’un meşhur ilim merkezlerinden birisi olan “Ohin” köyünde Şeyh Alaaddin Efendi’nin yanında teberrüken dersler almıştır.

    Klasik medrese eğitim sisteminde yer alan Arapça sarf ve nahiv bilgisi, mantık ve belagat’ın yanı sıra Temel İslam ilimleri içinde yer alan tefsir, hadis, fıkıh ve kelam dersleri alarak öğrenimini tamaınlamışhr. Yirmi bir yaşında babası medresesinin tüm sorumluluğunu kendisine tevdi etmiştir. 26-27 yaşındayken babası Yahya Efendi’nin yanında tasavvuf eğitimini tamamlamış ve irşad iznine erişmiştir. O andan itibaren başta kardeşleri ve çevresi olmak üzere yörenin aydınlanmasında ve yaşantısında büyük hizmetler deruhte eden birçok alim şahsiyetin yetişmesinde başlıca pay sahibi olmuştur. Yetiştirdiği seçkin öğrencilerinin tasavvuf eğitiminde de üstadı olmuştur.

    Babasından devraldığı İslama, ilme ve toplumsal barışa hizmet bayrağını ileri noktalara taşımıştır. İslam fıkhına vukufiyeti ve toplumsal barışı sağlamaya olan adanmışlığı, sabrı ve feraseti sayesinde memlekette yaşanan birçok kişisel, ailevi ve toplumsal sorunu İslam. fıkhı çerçevesinde çözmesine vesile olmuştur. Engin anlayışı, şefkat ve merhametinin en büyük delillerinden birisi vefatı sırasında mahşeri bir kalabalığa şahitlik eden Çokreşi Köyü’ne akın eden her kademedeki sevenlerinin adeta söz birliği etmişçesine söyledikleri, ‘Beni çok severdi’ sözüydü. İnsanların yaşadıkları sorunları, uğradıkları haksızlıkları ortadan kaldırmak onun en büyük mutluluk kaynağıydı.Müminlerin sorunlarına karşı duyarsız­lığı,’ Haksızlık karşısında. susan dilsiz şeytandır’ hadis-i şerifinin zecrine maruz kalmak olarak değerlendirirdi. Gecenin bir yarısında uzak yakın bir diyardan dertli bir müminin telefonla onu araması hoşgörüyle. karşı­lanan sıradan olaylardandı. Muhatap olduğu, zengin-fakir, vasıflı-vasıf­sız, alim-cahil, akıllı-deli herkese hiçbir tasannuya meydan vermeden doğal, mütevazı ve ihtiramlı bir üslupla davranması ‘Alimler Nebilerin varisleridir’ hadisini ihtar ederdi.

    Eserleri

    Babası ŞeyhYahya Efendi’nin vefat işaretlerini kaleme aldığı bir eserinin yanı sıra, İslam hukukunda boşanma ve cumanın sıhhat. şartlarına ilişkin yayına hazırlanmakta olan risaleleri bulunmaktadır.

    İzinli talebelerinden bazıları:
    Kardeşleri: Şemseddin Efendi, M. Emin Efendi, M. Said Efendi, Raşit.  Efendi İbrahim Efendi (Şeyh. Abdulbaki Efendi’nin oğlu)
    Molla Burhanettin (dayısının oğlu, Şeyh Abdurrahman Efendi’nin torunu, Abdullah Efendi’nin oğlu)
    Molla Muhammed (Karayazının Ağaçlı Köyü’nden, Molla Abdulaziz Efendi’nin oğlu)
    Molla Bahtiyar (Karayazılı bir alim, merhum) Molla Muhammed (Binpınarlı,)
    Molla Abdulaziz (Karaçoban Yoncalı Köyü’nden)

    Rivayeten Hikmetullah Sami anlatıyor:

    Üstadın küçük kardeşi Raşid amcam bana anlattı: “Babam Şeyh Yahya hayatta iken beni Karayazı ilçesi Elmalıdere Nahiyesi’ne bağlı Hasanava Köyü’ne Ramazan ayında imamlık yapmam için beni gönderdi. Bir gün rüyamda babam Şeyh Yahya’yı gördüm. Rüyada benim teveccühümü yapıyordu, onunla beraber tövbe kelimelerini de söylüyordum, başı­ mı kaldırdığım zaman bazen babamı bazen de ağabeyim Şeyh Abdurrahim’i görüyordum. Sabah kalktığımda Çokreşi’den iki kişi gelmişti. Bana dediler ki; babanız çok hasta, senin için geldik. Hep beraber Çokreşiye geldiğimizde baktım ki babam çok hasta. Bana dediler ki bir gün önce babanız Şeyh Yahya bütün komşu ve akrabaları çağırmış, tövbe ettirmiş, sizde tövbe edin. Ben bir gün önce gördüğüm rüyamı hatırladım onlara anlattım. Seyda benim tövbemi ettirdi, dedim ve bana gösterdi ki bundan sonra hizmetim abim Şeyh Abdurrahim’in yanında olacaktır, dedim. 20 gün sonra Babam Şeyh Yahya Allah’ın rahmetine kavuştu. Ben anladım ki babamızın tek vekili ahimiz Üstad Şeyh Abdurrahim’dir. Bir süre sonra Seydaya teslim oldum. Tasavvuf derslerine başladım. Seydadan rica ettim, himmetiniz olsa sabah namazından önce hizmetlerimi yapmak isterim dedim. Uzun bir zaman istediğim vakitte kalktım, hizmetimi yaptım. Bir zaman sonra bazı geceleri uykudan kalıyordum, bakıyordum ki pencereden Şeyh Abdurrahim’in sesi geliyordu. Muhammed Raşid, Muhammed Raşid diye iki defa beni çağırıyordu. Ben kalkıp sağa sola bakıyordum. Üstad yok, taaccüp içinde kalıyordum ve bakıyordum ki tam ibadet vaktidir. Bu olayı sekiz on defa gördükten sonra bir gün Üstada söyledim, siz her gece gelip beni çağırıyorsunuz. Üstad dedi ki; siz sadatı kiramlardan yardım istiyorsunuz onların ervahları da sizin yardımınıza geliyorlar, dedi. Üstad Şeyh Abdurrahim’in her sözü bize ilaç gibiydi, bize ne dediyse aynen öyle olurdu. Biz de tamamen Üs- tadın büyüklüğüne inandık ve Üstada teslim olmuştuk.

    Hikmetullah Sami anlatıyor:

    Ben onbeş yıl Üstad’ın hizmetindeydim. Üstad hiçbir zaman dünya malı için insanları sevmezdi, insan ayrı­ mı yapmazdı, hatta çoğu zaman yaşlılar çocuklar ve delileri daha fazla severdi. Bazen deliler ve sahipsiz insanlar için özel muamele yaptığına şahit oldum. Hiçbir zaman herhangi bir insana kusurlarını yüzlerine söylediğini görmedim. Bazen aracılarla bazı insanları uyarıyordu. Üstad insanlara karşı mütevazı ve saygılıydı. Hiçbir zaman cemaatlerin içinde kendine ayn bir özellik tanınmasına izin vermiyordu. Sürekli misafirlerle beraber aynı sofrada yemeklerini yiyordu. Hatta bazen misafir olmadığı zaman hizmetkarlarla beraber aynı sofrada aynı kapta yemek yiyordu. Üstat zalime karşı mazlumun hakkını kendi hakkıymış gibi savunurdu. Yanına gelen davaları barışı sağlamadan bir iki sene devam etse bile yarıda bırakmazdı. Üstadın ayrı bir özelliğide cemaatleri ve misafirleri çok seviyordu. Sürekli cemaatin içinde kalıyordu. Sabah saat dokuzda evden gelip, divana geçiyordu. Yatsı namazı kılıp misafirlerle beraber yemek yedikten sonra eve dönüyordu. Sürekli milletle beraber, milletin içinde idi. Bir kişinin şikayeti geldiği zaman onu sabırla dinler, muhakkak yol gösterirdi. Sürekli söylediği bir sözü vardı: “babam Seyda-ı Molla Yahya’nın bize vasiyeti odur ki, müslümanların sıkıntılarına müdahale ettiğiniz zaman Allah rızası için müdahale edin ki Allah da size yar- dımcı olur ve o dava hal olur. Hiçbir zaman Hakk’ı bırakıp haksızlığa yardım etmeyin, sürekli mazlumun yanında olunki, Allah’ın rızasını kazanasınız.”

    Üstad son iki sene bazı işaretlerle artık ömrünün sonuna geldiğini belirliyordu. Birgün Üstad ve Raşid amcam ile beraber kabristanlara ziyarete gitmiştik. Şu an defin ettiğimiz yere bakıp parmağıyla işaret ederek buraya bir sur çekin, aile mezarlığı için yakında bize lazım olur dedi. Ondan sonra da birkaç defa söyledi. 2006 yılının beşinci ayının başında tekrar rahatsızlanınca Araştırma Hastanesi’ne yatırdık. Bir hafta tedavi gördükten sonra gözlerini açtı, tamamen iyileşti ve biz onu köye geri getirdik. Ustad köyde iki ay kaldıktan sonra tekrar rahatsızlanınca yine yir- mi gün yatırdık. Bu sefer yarı iyileşerek taburcu oldu. Köyde bir ay kadar kalınca daha ağır bir şekilde rahatsızlandı. Tekrar Araştırma Hastanesine götürdük. Bu sefer hastalığı tamamen değişik bir şekil almıştı. Üstad tamamen dünyayı bırakıp manevi bir şekilde büyük zatlarla hayatı­nı sürdürüyordu. Konuşması, hareketleri tamamen değişik bir şekildey­di. O durumdayken ziyarete gelenlerin hal ve hatırlarını sorardı. Hiçbir zaman rahatsızlık duymazdı, onlar dışarı çıktıktan sonra gene aynı eski haline dönerdi. Sanki dünyadan haberi yok gibiydi.
    Yatıyor dalmıştı, gözlerini açtı Halid-i Bağdadi Hazretlerinin büyük bir cemaat ile içeri girdiğini söyledi ve bana dönerek oğlum cemaate karşı ne yaptınız? Emriniz neyse onu yapalım dedim. Cemaate yemek verdiniz mi diye sordu, verdim dedim. Peki, bizde hakları vardı, onu da verdiniz mi? Verdim dedim. Yoksa vermedin mi diye sordu, verdim dedim. Elhamdülillah kimsenin hakkı bizde kalmadı dedi ve gözlerini kapattı.

    Doktor bu sözleri duyunca Üstad’ı özel odasına götürdü. Dedi ki: Ustad bugün bayram yapmamız lazım, sizin için Mevlana Halid hastanemize gelmiştir, biz ne yapalım? Üstad iki sefer tebessümle he he dedi ve sustu. Başka bir zaman Ustad’ın yanında konuşurken gözlerini açtı, konuş­ mayın beş altı kişi Kur’an-ı Kerimi okuyorlar, siz de dinleyin dedi ve gözlerini kapattı. Etrafımıza baktık ki bizden başka hiç kimse yoktur. Başka bir gün yanı başındaydım. Baktım ki gözlerini açtı, pencereye doğ­ru baktı, dedi ki bak orada ne güzel bir köşk var görüyor musun? Evet dedim ama bir şey görmüyordum. O köşk Şeyh Abdurrahman tarafın­dan Şeyh Abdülkerim Efendi’ye verilmiş. Bak yanında başka bir köşk daha var, görüyor musunuz? Evet dedim. O da Şeyh Yahya’nındır dedi.
    Biraz durduktan sonra gülümseyerek o güzel iki odayı da görüyor mu- sunuz buyurdu, oda Şeyh Yahya tarafından dayım Abdullah Efendi’ye verilmiştir. Sonrada mahzun bir şekilde dedi ki; o diğer köşk de benimdir, ama ben bir ortak arıyorum. Bunu deyince eşi Miran Hanım dedi ki; kurban kimi kendine ortak yapacaksın? Tekrar bana döndü parmağını uzatarak Vallahi kim okursa onu ortak yapacağım dedi.

    Bu hallerden sonra sürekli Kur’an-ı Kerım’i okumayı emrediyordu. Genellikle ikindi namazından sonra akşam namazına kadar sürekli Kur’an-ı Kerim okuyordu. Vefatından iki gün önce beni çağırdı. Okuduğum yere bir kağıt koyun belli olsun, kağıt koyunca kağıdın üzerine yazın nereye kadar okuduğum belli olsun dedi. Ben kağıdın üzerine yazdım. Saffat Suresinin başına geldiğini söyledim ve ondan sonra Kur’an-ı Kerimi eline alıp okuyamadı. Ezbere ayetleri okumaya başladı. Hastalı­ğının son günlerinde konuştuğu zaman dilinde bir ağırlık vardı, ama Allah’ın hikmeti Kur’an ayetlerini okuduğu zaman sağlığında ki gibi net bir şekilde okuyordu. O arada bize hep okuyun, okumayan kişi vallahi bu seva ptan mahrum kalacaktır diyordu.

    Üstad ölümünden bir gün önce defalarca beni köye götürün, yarın misafirlerimiz çok olacak, misafirlerin tedarikini göreyim, yoksa siz bu tedariki göremezsiniz, perişan olursunuz dedi. 11 . 09. 2006 Pazartesi sa- bahı saat 7.30 da Allah’ın rahmetine kavuşup, Allah’a emanetini teslimetti.

    Erzurum’dan Erenler köyüne getirdiğimiz süre içinde çok büyük bu insan topluluğu oluştu. Ustadın cenaze namazı iki defa kılındı. İlkini Üstadın divanında Kardeşi Molla Şemseddin kıldırdı. Cemaatin çok olması nedeniyle dışarıda o kalabalıkla beraber Seyda-ı Taği’nin Torunlarından Şeyh Muhsum’un oğlu ŞeyhNurettin Efendi kıldırdı ve Üstadın teçhizini yaptı. Allah onları af ve mağfiret etsin bizi de onların çizdiği yoldan ayırmasın.

    Mezar kitabesinde:
    Şeyh Abdurrahim el-Faruki el-Çokreşi: Huve’l-Baki, cellecelaluhu, Merkadu’l-Mürşidi’l-Halim,
    mevlanaeş-Şeyh Abdurrahim (kuddisesirruhu), Tarih-u Vefatihi: Hicri: 1427; Miladı: 2006.

    Kaynak ;Erzurum’un Kandilleri. , Abdürrezzak Türk. , Arısanat Yayınları

    Çoğreşi Şeyhleri Erzurum Evliyaları Karaçoban evliyaları Şeyh Abdurrahim Çoğreşi
    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
    Previous ArticleŞeyh Molla Yahya Çoğreşi
    Next Article Yetim Hoca – Mustafa Zihni Efendi
    admin

    Related Posts

    Şeyh Molla Yahya Çoğreşi

    Şubat 16, 2026

    Şeyh Abdülkerim Çokreşi Efendi

    Şubat 16, 2026

    Şeyh Abdurrahman El Çokreşi (k.s.)

    Şubat 15, 2026
    Leave A Reply Cancel Reply

    Demo
    Our Picks
    • Facebook
    • Twitter
    • Pinterest
    • Instagram
    • YouTube
    • Vimeo
    Don't Miss
    Ereğli

    Havlucu Dede ( Demirci Baba )

    By adminŞubat 22, 20260

    Zonguldak – Ereğli – Keşif Tepesi Havlucu Dede Türbesi ilçenin Keşif Tepesi denilen bir yerde…

    Ereğli Evliyaları ve Türbeleri

    Şubat 22, 2026

    Halveti Şeyhi Abdurrahman Efendi

    Şubat 22, 2026

    Devrek Evliyaları ve Türbeleri

    Şubat 22, 2026

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from SmartMag about art & design.

    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • Pinterest
    Don't Miss

    Havlucu Dede ( Demirci Baba )

    Ereğli Evliyaları ve Türbeleri

    Halveti Şeyhi Abdurrahman Efendi

    Devrek Evliyaları ve Türbeleri

    About Us
    About Us

    Your source for the lifestyle news. This demo is crafted specifically to exhibit the use of the theme as a lifestyle site. Visit our main page for more demos.

    We're accepting new partnerships right now.

    Email Us: info@example.com
    Contact: +1-320-0123-451

    Our Picks
    New Comments
      About
      About

      Your source for the lifestyle news. This demo is crafted specifically to exhibit the use of the theme as a lifestyle site. Visit our main page for more demos.

      We're social, connect with us:

      Facebook X (Twitter) Instagram LinkedIn VKontakte
      Popular Posts

      Havlucu Dede ( Demirci Baba )

      Şubat 22, 2026

      Ereğli Evliyaları ve Türbeleri

      Şubat 22, 2026

      Halveti Şeyhi Abdurrahman Efendi

      Şubat 22, 2026
      From Flickr
      Ascend
      terns
      casual
      riders on the storm
      chairman
      mood
      monument
      liquid cancer
      blue
      basement
      ditch
      stars
      Copyright © 2026. Designed by ThemeSphere.
      • Anasayfa
      • Buy Now

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.