Denizli – Sarayköy İlçesine bağlı Tekke mahallesindeki Tekke camii avlusunda
Hasan-i Basri Mahallesi’nde bulunmaktadır. Türbenin hiçbir yerinde yapanı, yaptıranı, yapıldığı tarihi ve içinde yatanın hüviyetlerini bildiren kitabe mevcut değildir. Karanlık Kümbet gibi bunun da İlhanlı eseri olduğu kabul edilmektedir (XIV. yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilmektedir). Burada yatanın ismi halk arasında Rebiye Hatun olarak anılmaktadır. İbrahim Hakkı Konyalı’ya göre: “Arapların Rabia adlı iki şairi vardır. Birisi Rabiat-üş-Şamiye’dir. Şamlı olan bu kadın, orada ölmüştür. Diğeri ise Rabiat-ül-Adeviyye’dir. Bu, Basralı evliya kadın şairin kabri, Kudüs’tedir. Hasan-i Basri Hazretleri’nin kendisiyle evlenmek istediği, ama şairenin kendisine nazm (şiir) ile cevap verdiği rivayet edilir.”.
Bir görüşte: “Kümbetin taşları ve teziyatı, Çifte Minare’nin bir kısım teziyatına benzemekte olduğundan bunun yapılışı, Çifte Minare’nin yapıldığı zamana tesadüf ettiğine şüphe yoktur. Selçuklulardan meşhur bir kadın olduğu da kümbetten anlaşılmaktadır.”.
Başka bir tespit ise: “13. yüzyılda yaşamış, ilk Türk kadın şairimiz Rabia ananın, Selçuklu sultanlarından Rüknettin Şah’ın karısı veya kızı olduğu tahmin edilmektedir. Konya’da Mevlana Dergâhı’na intisaplı olduğu, her yıl şeyhine hediyeler gönderdiği, eli ve gönlü açık, kanaatkâr hâli ve alçak gönlü ile Rabiatü’l-Adeviyye’ye benzediğinden bu mahlas kendisine verilmiştir. Halkın gönlünde ve dilinde Rabiye ana olarak anılır olmuş. Rüknettin Şah, Alaettin Keykubat’ın yeğenidir. Alaettin Keykubat’ın hanımı Hundi Hatun’un, Rabia Hatunla ilmi, tasavvufi müşaverelerde bulunduğu ve Hatuniye Medresesi müderrislerinin feyizli tartışmalarını takip ettiği ve kırk yaşlarından sonra bunların etkisiyle şiir yazmağa başladığı söylenir.”.
Üç kıtalık bir şiiri bilinir ve söylenir:
AŞIK VE MAŞ’UK
Bir kasedir alev dolu gönlüm yana yana, Men ta senin yanındayken hasretim sana, Yaşlar dökende söndüremez ateşimi su, Sunsan elinle kanımı içsem kana kana.
Olsaydı sen sema, olsaydı sen hava, Alsamdı seni dem dem, nefes nefes, Olsaydı sen zaman, olsaydı men mekan, Eflaki dolduran bir aşk olurdu bes.
Payın sadası gelse desen hiç gelmesen, Men beklesem dek vuslat istememem, Bulsam izinle semtini, ol semte ermesem, Akşam zamanı hasretin encamı gelmeden.
Bu mısralar, Rabia Hatun’un mütefekkir ve mutasavvıf bir kişiliğe sahip olduğunu göstermektedir. Erzurum halkının sevdiği, devamlı ziyaret ettiği türbelerimizdendir. Ruhu şad, makamı cennet olsun

