Mama Hatun Ziyareti
Hınıs’ın Bahçe Mahallesinde bulunan Mama Hatun ziyareti, mağara içindedir. Bu türbeye, özellikle boğmaca öksürüğüne yakalanan çocukların getirildiği, çocuğu getiren annesinin çocuğu bir müddet kabir başında yalnız bırakıp sonra alıp gittiği, nakledilir. Bu ziyaretlerin Perşembe günü olanı makbul sayılmakta, ziyaretçilerce lohusa kadınların doğum sancıları çekmemesi için buradan bir parça toprak alarak, doğum yapacak kadına yedirildiği anlatılmaktadır.
Şeyh Mehmet Türbesi
İlçenin Yukarı Kayabaşı Mahallesinde bulunan Şeyh Mehmet türbesi de halkın önem verdiği ziyaret mekanlarından birisidir.
Abdal Ali
Asıl ismi ‘Gome Abdalan’ (Zazaca Abdalanların evi) olan ve ilçeye 17 km. mesafede bulunan Alikırı köyünde Abdal Ali ziyareti bulunur. Buraya birçok insan gelir, dualarını eder ve kurbanlarını yaparlar. Eskiden bu köyde cemlerin yapıldığı ve bir Bektaşi-Dergahında olduğu gibi eğitim verildiği, hatta eski bir kütüphanesi bile olduğu nakledilir.
Seyyid Ömer Halil
İlçeye 28 km. mesafede bulunan Erence köyünde türbesi bulunan ve sahabelerden Hazreti Peygamberin sakası (su taşıyıcısı) olan Seyyid Ömer Halil Hazretlerinin VII. yüzyılda burada şehit düşmüş olduğu anlatılır. Kabrin altından ve dört bir yanından mucizevi bir şekilde su kaynar. Türbenin yanındaki diğer kabir de bu zatın ağabeysine aittir. Anlatıldığına göre, Sahabi Seyyid Ömer Halil Hazretlerinin diğer kardeşleri olan Bekir Baba Karayazı ilçesi Göksu beldesine bağlı Köse Hasan köyünde, Akbaba Pasinler’de, Güzel Baba Karaçoban ilçesi Kırımkaya’da ve yine Hazal Hatun Hınıs’ta medfundur. Erence’nin çok eski bir yerleşim yeri olduğu köydeki harabelerden ve Ermeni mezarlığından da anlaşılmaktadır.
Hazal Hatun
Hazal Hatun ziyaretgahı ilçeye 24 km. mesafede bulunan Ovakozlu köyünde Cevizlidere mahallesindedir. Kitabeleri bulunmayan iki kabrin boyu dört metredir. Hazal Hatun Seyyid Ömer Halil Hazretlerinin kız kardeşi olarak bilinir. İslam Ordularına katılarak kardeşleriyle birlikte Erzurum’a gelmiştir. Hazal Hatun’un vefat hikayesi şöyle anlatılır. Kardeşi Seyyid Ömer Halil Hazretlerinin Erence köyü yakınlarında şehit düştüğünü işiten Hazal Hatun, acı içerisinde bulunduğu dereden Erence tepesine doğru koşarken kendisine emri hak vaki olur. Saçları kuvvetli rüzgarın tesiriyle dereye doğru sürüklenir ve saç tellerinin tutunup kaldıkları yerlerde ceviz ağaçları peyda olur. 200 kadar ceviz ağacı ve türbelerin bulunduğu yer ziyaretgahtır. Ağaçlar kutsal sayıldığından, burada yetişen cevizler yenilmez ve teberrük olarak saklanır. Ağaçların kuruyan dalları ve yapraklarına, felaket getirir anlayışı içinde dokunulmaz.
Divan Hüseyin Ziyareti
İlçeye 20 km. mesafede bulunan Divanhüseyin köyü, ismini bir ziyaret yerinden alır.
Abdul Ali Ziyareti
İlçeye 38 km. mesafede bulunan Elmadalı köyünde Abdul Ali ziyareti bulunur.
Sultan Baba
İlçeye 18 km. mesafede bulunan ve Kurtuluş Savaşı sırasında burada 100’den fazla şehit düştüğü için eski adı Şehitharabe olan Mutluca girişinde Sultanbaba adında eski dönemlerde şehit düşmüş bir komutanın kabri etrafında mezarlık yapılmıştır. Buradan ağaç kesip götüren köylülerin başına daha sonradan felaketlerin gelmiş olduğu nakledilir. Köylüler ve böylece sadece o mevki (şehitlik civarı) hariç başka bir yerde. oraya ait odunnların yakılmaması gerektiğine inanılır.
İlçeye sekiz km. mesafede bulunan Sultanlı köyü adını, köyün yaklaşık 500 metre batısında yer alan ve bir Türk komutan olduğu sanılan şehidinden alır. Bu şehidin kabrinin etrafında mezar taşları ay-yıldız (bazılarında hançer-kılıç) motifleri işlenmiş mezarlar bulunmaktadır. Burada yatmakta olan şehidin Akkoyunlular veya Karakoyunlular döneminde şehid düştüğü sanılmaktadır. Anadolu’nun İslamlaşmasında hizmetleri olan, bu uğurda şehitlik mertebesine ulaşmış olan biri olduğuna inanılır. Kabrinin bulunduğu mevki Sultanlı, Mezraa ve Mutluca köyleri. mevkiye defnedildiğinden burası büyük bir mezarlık haline gelmiştir. Mevki hâkim bir tepenin zirveye yakın bir yerinde olup etrafı ve karşı yamaçları meşe ağaçlarıyla kaplıdır. Anlatılır ki, bu mevkide ağaç kesip götürenler felakete uğramışlardır. Bu mübarek zat (şehit) ancak kendisini ziyarete gelenlere bu mevkide yakmak şartıyla ağaçlarından yakmaya, çay ve yemeklerini pişirmek için odun toplayıp yakmaya müsaade etmektedir. Halk arasında böyle bir inanç oluştuğundan sadece ziyarete gelenler bu mevkide ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kuru dal, çalı-çırpı toplayıp gönül rahatlığıyla yakmaktadırlar.
Şeyh Haydar
Şeyh Haydar Kerse ve ailesi Mekke’den Irak’a, Iraktan Diyarbakır’a göç etmişlerdir. Diyarbakır’a göç ettikleri sırada Şeyh Haydare Kerse’nin bir kardeşi Diyarbakır’da kalır. Şeyh Haydere Kerse Muşun Varto ilçesi Kers köyüne yerleşir ve (Kerse) lakabını köyün adından alır. Anlatılır ki, Şeyh Haydare Kerse Hınıs’ın Ağgen köyünde Ermeniler tarafından parçalara ayrıştırılarak ve hayvan eti ile karıştırılarak kazana konulup kaynatılmaya başlanılır. Bu arada Şeyh Haydare kersenin parçalanmış bedeni adıyla Allah Allah diye bağırarak kazandan çıkar ve Ermeniler bu olayın karşısında hayretler içinde kalırlar. Bu olayı duyan sultan Abdulhamit ise askerlerine Ermenilere karşı savaş açılmasını emreder ve kırksekiz saat içerisinde bütün Ermenilerin öldürülmesi için talimat verir. Ve savaş esnasında Ermenilerin yarısı ölür, diğer yarısı ise kaçar. Günümüzde bu zatın kabri iki ayrı köyde ziyaret edilmektedir. Bir yarısı Ağgen köyünde, diğer yarısı ise ilçeye 20 km mesafede bulunan Kızılahmet köyünde bulunmaktadır.
Kaynak ;Erzurum Evliyaları , Abdulhalim Durma
