Erzurum – Esatpaşa camii haziresi
Esat Paşa Cami haziresi güneydoğu tarafındadır. Kırmızı kamber taşından yapılmış olup baş ve ayak taşları yüksekçedir. Baş taşında Elhac Mehmed Baba yazılıdır. Yanındaki iki mezarla birlikte demir parmaklık lar ile çevrilidir
Hacı Muhammed baba Tasavvuf ehli, Arifi billah, (Allah’ı hakkıyla bilmiş, ermiş insan) gece ve gündüzünü ibadet ve zikirle geçirirmiş, hadisle meşgul olurmuş. Karşılaştığı kişilere hep hadis okur, ziyaretine giden misafirine üzüm ikram eder, kimseden hediye kabul etmezmiş. Nefsini hakir görüp, insanlar arasına karışmayı pek sevmez, şüpheli şeylerden kaçınırmış.”Tasavvuf, Hakk’ın seni senlikten öldürmesi ve kendisiyle diriltmesidir.” Şiarının adamı, Kendisi “Süleymaniye Müftüsünün oğludur. Aynı zamanda (Terzi) hayyatdır. Süleymaniye’de ilim tahsil ettikten sonra, Bağdat’ta tahsiline devam etmiş, oradan Erzurum’a gelmiş yerleşmiştir.
Hacı Muhammet Baba bazı zamanlarını Kırbaşzadelerin Gavur boğandaki evlerinde geçirirmiş, bir gün mahalle halkından bir zat elini öpmek ister. Elini vermez, git temizlen öyle gel der. Israr eder yine vermez. O gün rüyasına gelir Baba onunu boynuna bir ip takmış derin bir suda dolandırıyor. O da boğulmamak için çırpına dururken ayılır. Hemen gusül abdestini alır. Muhammet Babanın yanına gider. Muhammet Baba bu sefer elini vererek şimdi oldu, der.
“Kırbaşzadelerin Fevzi Bey çocukluk döneminde mektepte okurken sınıfta sıra arkadaşı o günkü devrin Erzurum valisinin oğludur. Sıra ar- kadaşına babası güzel bir dolmakalem almıştır. Fevzi Bey dolmakaleme heveslenerek babasından ister. Babası dur İstanbul’a gittiğimde senede güzel bir dolmakalem getireceğim der. Çocuk ısrar edince yanlarında bulunan ve Fevzi Beyi yedi sekiz yaşlarına kadar yetişmesinde emeği olan Muhammet Baba koyun cebinden bir dolma kalem çıkararak Fevzi Beye verir. Verilen kalem sıra arkadaşının kaleminin aynısıdır.” Bir gün küçük Fevzinin elinden tutarak Esat Paşa Kabristanına götürür. Şimdiki metfun oldukları yeri gösterek “Fevzi ben burada, sende şurada yatacaksın” demiş. Bana emri hak nasip olacak, sende devlet eliyle şehit olacaksın. Dediği gibi olmuş. Şimdi ikisi de birbirinin kabir komşusu.
Muhammet Baba‘ya Erzurum’un zenginlerinin büyük ilgi ve sevgisi vardır. Devamlı gözleri üzerindedir. Bir seferinde nazire olsun diye, Muhammet Babaya “Sende bizi hiç misafir etmiyorsun” derler. Baba bugün misafirimsiniz diyerek kalkar bir kaba bir miktar su ve bir miktar un koyarak birbirine karıştırıp bulamaç haline getirdikten sonra ortaya koyar, kaşıkları dağıtır. Oradakiler yesek mi yemesek mi diye endişelenirler, ama yemesek ayıp olur. Bir kaşık alıp yiyen, kaşığı daha bırakmaz. O nimeti yiyenler anlatır ki çeşitli hanelere misafir oldum. Nimetin her türlü- sünü yedim ama o tadı hiçbir yerde bulamadım.
Esat Paşa Medresesinde kendine ait odasında yüz on bir yaşında, müritlerinden mutasavvuf ve büyük alim Muhammed Nureddin Erzurumi de doksan beş yaşında Allah’ın Rahmetine kavuştuğunu ifade etmektedir.
Okudu cehr ile “La-havfun aleyhim” nassın Hü diyüp göçdü cihandan o veliyy-i agah Aşkına mevt visal olduğunu anlatdı
Şevk ile olduğu dem azim-i dergah-ı ilah
Söyledi tarihini ağlayarak Nureddin İrtihal itdi kutub Hacı Muhammed ey vah
(H.1313-M.1895)
Solakzade Müftü Abdulhamit Efendi ve Müftü Muhammed Sadık Efendi her hafta Cuma namazı öncesi Esat Paşa kabristanına gelip Mu- hammed Babaya Fatihalarını okulup camiye gitmelerini adet haline ge- tirmişler. Mutlaka bununda bir hikmeti vardır.
Esat Paşa Camii haziresinde defnedilmiştir. (M. 1895) Halk tarafın dan sıtma, romatizma ve inatçı baş ağrıları olanlar, şifa dileği ile ziyaret etmektedirler. Ruhu şad, makamı cennet olsun.





