Erzurum – Tuzcu Mahallesi (Köyü) mezarlığında Yunus-Tabtuk Emre mezarlarının kuzey tarafı, Kırklar imamının başucundadır.
Hacı Ali Galip Efendi (1882-1925) Erzurum’da dünyaya gelmiştir. Döneminin mahkeme başkatiplerinden Mütevekkilzade Abdullah Efendinin oğludur. Küçük yaşta yetim kalır. Ablası ve eniştesinin velayeti altında İptida, Rüştiye, İdadi ve Sultaniyi bitirir. Bu sıralarda Kadiri Tarikatı şeyhi Hacı İbrahim Baba’ya intisap eder, onun terbiyesi altına girer. Anlatılır ki, daha 12 yaşında iken bu şeyhe intisab eder, hatta bu sebeple mektebe dahi gitmek istemez. Tahsilinin yarım kalmasını istemeyen eniştesi kaymakam Maksud Efendi, İbrahim Haki Hazretlerinden yardım ister. O da Ali Galib’i evine gönderir. Ancak sabah namazına kalkınca onun, evin dış kapısının eşiğine başını koyup o şekilde uyuduğunu görür. Bu hadiseden sonra bu küçük müridine hem şeyh hem de manevi bir baba olan Hacı İbrahim Baba’nın hiçevladı olmadığından Galip Efendi’yi birlikte Hacc’a götürür. Şeyhinin tavsiyeleri üzerine Medine’de dört sene kalarak zahiri ve batıni ilimlerde kendini yetiştirmeye devam eder.
Hacı Ali Galib Efendi Medine’de ilim tahsili ile meşgul iken, hac farizasını yerine getirmek için Medine’ye uğrayan Erzurumlu hacılar konuk oldukları hemşerileri Hacı Ali Galib Efendi’den çok memnun olarak ayrılmaktadırlar. Döndüklerinde Hacı İbrahim Baba’ya “O senin neyindir?” diye sorarlar. “Ruhi” mahlasıyla şiirler söyleyen şeyhi İbrahim Baba da; onu şu dörtlükleriyle över.
Hazret-i Adem’den bize hedaya,
Şeriat babının ferdanesidir.
“Elest” bezminde vardık secdeye,
Tarikat ehlinin merdanesidir.
Bilahare Bağdat ve İstanbul’daki Ayasofya Medreselerinde birer buçuk sene olmak üzere üç sene daha ilim ve irfan tahsil eder. Mütevekkilzade Hacı Ali Galip Efendi aynı zamanda mürettep divan sahibidir. Şiirlerini Talip mahlası ile yazmıştır.
“Zail oldu perde-i cismim kemal-i şevk ile, Söylerim Talib ene’l-Hakk ‘alemin Mansuruyem”
Şeyhi İbrahim Haki’nin işareti üzerine İstanbul’dan Erzurum’a geri döner. Erzurum Muallim Mektebinde Hüsnü hat dersleri verir. Kırk yaşlarında evlenerek Ahmet Ebü’l-Vefa ile Ebu’s-Sefa adlarında iki oğlu olur. 1925 senesinde bu görevinden istifa edip Erzurum eşrafından Hoca Hüseyin Efendi ile birlikte bir manifatura dükkanı açar.
Galip Efendi 1925 tarihindeki Şapka Hadisesinde kırk üç yaşında iken asılarak mazlumen şehit edilir. Aslında şehirde çıkan isyanı haber alınca, “Eyvah Erzurum oyuna geldi.”, diyerek kalabalığın ve isyanın önüne geçmek istese de, nasihatlerini ve sözünü kimseye geçiremez.Kırbaşların Fevzi Bey ile Hacı Galip Efendi’nin, Erzurumlunun gözünü korkutmak için seçilmiş oldukları düşünülür.Tutukluluk anlarında yanına gidip gelen arkadaşına vasiyeti “İki ay sonra bir oğlum olacak, ismini Sefa koysunlar”, olur. İstiklal mahkemesinin geleceği günlere yakın Tophanenin önünde asılır. Hakkında anlatılan menkıbelerden biri idam edildiği günün ertesinde, güzel sesi ile sabah ezanı okuduğu şeklindedir. Hatta bu sesi duyup sokağa fırlayanlar, bu ezan sesinin Tebrizkapısı meydanındaki idam sehpasından geldiğini, Hacı Galip Efendinin sehpada ellerini kaldırarak bu ezanı okuduğunu gördüklerini anlatırlar.
Kabri şerifleri Tuzcu Mahallesi (Köyü) mezarlığında Yunus-Tabtuk Emre mezarlarının kuzey tarafı, Kırklar imamının başucundadır. Hacı Hoca Kacıroğlu Osman Efendi ile aynı mezarda koyun koyuna yatmaktadırlar. Mezar kitabesinde:
Huve el Hayyum el Baki
Tarikatı Kadiriye
Hulefasından
Hacı Galip Efendi
Ruhuna el Fatiha
Sene 1925
Kaynak ;Erzurum Evliyaları , Abdulhalim Durma

