Erzurum – Köprüköy – İlçe nin doğu tarafında bulunan tepe üzerinde
İlçenin doğu tarafında bulunan tepe üzerindeki Çoban Dede yatırı, Oğuz Baba, Çoban Abdal, Halil Dede (Halil Divani) adlarıyla da anılmaktadır. Çoban Dede Dağı olarak da bilinen bu tepe üzerinde eskiden moloz taşlarla yapılmış, kitabesiz, büyükçe bir mezarla yanında birkaç mezar da mevcutken, burası bakımsızlık sebebiyle yerle bir olmuş durumdadır.
Anlatıldığına göre, Halil Dede Dağındaki mağaralardan birisinde yaşayan bir çoban varmış. Ara sıra mağaradan çıkarak çevreyi gezdiği de olurmuş. Köylülerin Aras Nehri üzerinde bir köprü yapmak istediklerini fakat bir türlü tutturamadıklarını işiten dede aşağılara inmiş. Onların hazırlıklarını görmüş, çalışanların yanlarına gittiğinde onlara hitaben, “her şeyiniz tamam ama iki taşınız noksan”, demiş. İncelemeler, sayımlar yapıldıktan sonra söz konusu taşların düştükleri tespit olunmuş. Bu durum karşısında kendisine itibar gösterilmiş ve köprünün ayaklarının konacağı yer konusunda düşüncesi sorulmuş. Bunun üzerine Çoban Dede, “beni izleyin”, diyerek elindeki sopası ile nehri geçmeye başlamış. Belli aralıklarla yedi yerde sopasını dikine suya sokmuş. Ve, “köprünün ayaklarını bu yerlere dikersiniz”, diye tavsiyede bulunmuş. Aras Nehrinin suları çekildiğinde, köprü ayakları altında ağaçların var olduğu, bunların da Çoban Dede’nin diktiği sopalar olduğu söylenir.
Yöre insanınca bu tepe ve çevresinde bulunan çalılar kutsal kabul edilerek üzerlerine dilek dilenip bez, iplik, çaput bağlanır. Buradan çalı kesip götürenlerin türlü sıkıntı ve belalara düşeceğine inanılır. Burayı çocuğu olmayanlar, olup da yaşamayanlar, hastalığı olanlar, geçim sıkıntısı çekenlerin ziyaret ettikleri, adak kestikleri dua ve niyazda bulundukları anlatılır. Hatta Çoban Abdal’ın mezar toprağından alınıp tarlalara serpilirse, tarladaki köstebek ve farelerin uzaklaştıkları, ürün ve bereketin arttığı ileri sürülür.
Bir gözü yakın tarihlerde iptal edilerek içi doldurulan Çoban köprüsü aslında yedi gözlü olarak inşa edilmiş ve söylentiye göre, inşasında yaklaşık 20 km. uzaktaki Yeşilöz (eski ismi Homigi) köyünden çıkarılan taşlar kullanılmıştır. Köprünün ilgi çekici özelliği, gözleri ayıran ayaklara bitişik olan sel yaranlar ve bunların öbür yüzdeki yarım yuvarlak payandalarında görülür. Bu mahmuz biçimindeki çıkıntıların üstlerinde köşeli şekilde yarım kulecikler inşa edilmiş, bunların üstleri yarım piramit şeklinde külahlarla kapatılmıştır. Adeta yarım kümbetleri andıran bu unsurlardan batı cephesindekilerin mazgal biçiminde menfezlere sahip oluşu içlerinin boş olduğunu gösterir. 1946-1948 yıllarında Erzurum-Kars Demiryolu inşası sırasında üçüncü kez onarılmıştır.
Çoban Dede köprüsü ile ilgili olarak İ. H. Konyalı, “Çoban Dede köprüsünü İlhanlı emirlerinden adını bir aileye bırakan Çoban Noyan yaptırmıştır. Bu köprünün üstündeki bir tepede halkın “Oğuz Gazi”,”Çoban Abdal” dedikleri bir yatır vardır. Taşsız kitabesiz, sandukasız olan buradaki yatırın hüviyeti, ölüm yılı malum değildir. Kırım harbine kadar burada bir de kümbet varmış. Ayrıca bir de Çoban Abdal zaviyesi bulunduğunu, Tenzile, Gırdabaz köyleri öşürünün bu zaviyeye vakıf bulunduğunu da Başvekalet arşivinde bulunan bir il yazıcı defteri bize öğretiyor. Bu zaviyenin de köprü banisi tarafından kurulmuş olması düşünülebilir. Köprünün daimi tamiri ve bakımı için de şu köyler vakfedilmiştir. Yağan, Işkı, Köprüköy, Kerinkar, Erek, Kırdavas. Bu köprünün 15 dakika kadar garbında çay üstünde yok olmuş bir köprünün temel izleri görülüyor. Eski köprü burada imiş. H.670 (M.1271) yılında Aras’ın fevkalade taşması yüzünden yıkılmıştı. Çoban Noyan onun yerine bu köprüyü yaptırmıştır. Çoban köprüsünün mimarı da köprünün zamanla batmaması için ayakların altına ardıç nevinden ağaçlar döşemiştir. Ardıç zamanla çelikleşen bir ağaçtır. Köprü Hasankale gibi bir İlhanlı eseridir.”, diye belirtmektedir.
Kaynak ;Erzurum Evliyaları , Abdulhalim Durma
