Erzurum – Pasinler – Alvarlı köyü
Hace (Hoca) Hüseyin Efendi (v.1918) Hasankale’de dünyaya gelir. Babası Hace Muhammed Efendi, annesi Fatıma Hanım’dır. Doğum tarihi bilinmiyor. Meşhur lakabı “Nur Efe” ve “Nur Dede”dir. Şiirlerinde “Gedai” mahlasını kullandığı için “Hüseyin Gedai” olarak da tanınmaktadır.
Hüseyin Efendi beş yaşında iken yetim kalır. Annesi Fatıma Hanımın himayesinde ilk tahsilini bitirir. Yüksek tahsilini Erzurum’da tamamlar. Hüseyin Efendi Erzurum’da çeşitli hocalardan aldığı dersler ve icazetlerle yetinmeyerek, İstanbul’a doğru ilmî terakkî için çıktığı yolculuktan, Of’un Şinek Köyü’nde Abbas Efendi isimli alimin yanında ilim tahsili için bir yıl kaldıktan sonra, onun yönlendirmesiyle Hasankale’ye geri döner. Hasankale’nin Kındığı Köyü’ne imamet görevi vesilesiyle yerleşir. Burada kâmil bir müderris olarak, sayısı otuzu bulan talebelerine ilim öğretmekle meşgul olur.
Daha sonra Erzurum’un Uncular köyünde bulunan, Mevlana Halid-i Bağdadî’nin halifesi Hacı Feyzullah Efendi’ye intisab eder. Hacı Feyzullah Efendi’nin ebedî aleme irtihalinden (1866) sonra Hüseyin Efendi, Amasya’da Seyyid Mîr Hamza Nigarî namıyla tanınan zatın ziyaretine gider. Bu zat, Mevlana Halid-i Bağdadî’nin halifelerinden Şeyh İsmail Siraceddîn-i Şirvanî’nin halifesidir. Hüseyin Efendi Mîr Hamza Nigarî’nin huzurunda iki erbaîn çıkarır. Mîr Nigarî Hazretleri’nin ebedî aleme göçmesinden sonra Bitlis’e Seyyid Taha’nın halifesi Muhammed Küfrevî Hazretleri’ne gitmeye karar verir. Hüseyin Efendi, Pîr Muhammed Küfrevî’nin huzuruna giderken oğlu Muhammed Lutfî Efendi’yi de birlikte götürmüştür.
Hace Hüseyin Efendi Ermeniler tarafından Şehit edilmiştir. 1916 da Ruslar Erzurum’u işgale başlayınca oğlu Muhammed Lütfi ile beraber Dinarkom köyünden Erzurum’a geldiler. M.Lütfi Efendi, babasını Hacı Recep Efendi’nin yanına bırakarak, Yavi nahiyesine gitti. İşgal müddetince 1918’e kadar Hüseyin Efendi burada kaldı. Türk ordusu ile birlikte 12 Mart 1918’de gün ışırken civar köylerden gönüllü bir müfreze ile Erzurum’a giren Efe Hazretleri hemen pederinin yanına koşar. Pederini kana bulanmış ağır yaralı bir şekilde bulur. Şahadet mertebesine eren muhterem babasını akşama doğru Kavakkapı kabristanına defneder. Daha sonra 1950 Yılında ise kabristanın yerine bir okul yapılması sebebiyle, bizzat Efe Hazretleri tarafından oradan çıkarılarak Alvar Köyüne şimdiki medfun bulunduğu türbeye nakil edilir.
Hace Hüseyin Efendi Hazretleri türbede oğlu ve torunuyla birlikte yatmaktalar. Hüseyin Efendi’nin mezar taşında:
Ben Şehid-i tevhid-i zat-ı lem-yezel
İnne li lutfen minallah ni’me li heli’l-ecel
Yüz yere koydum azimü’ş-şan olan Allah’ıma
Ente Ya Settaru Ya Gaffaru Ya A’la ecel
Hamdu lillah mazharım şah-ı şehiden sırrına
Laübalı ibtilai Kan eli yevmü’l-ecel
İftiharım dareyinde nam-ı men kane’l-Hüseyin Tarihimdir
mürg-i canım sıbğetullah fi’l ezel
1334
Anlatılır ki, “Erzurum’un Rus işgalinden ne zaman kurtulacağız”, diye sorulduğunda “Bu aksakalım ne zaman kana bulanırsa o zaman” buyurmuş. Ruslar Erzurum’dan çekilirken bir Ermeni başına tüfek dipçiği ile vurarak yaralamış ve akan kanlar aksakalını kana bulamış.
Hace Hüseyin Efendi Seyyide Hatice Hanımla izdivaç kurar. Bu izdivaçtan beş oğlu olur. Büyük oğlu Hace Muhammed Lütfi Efendi-Hasbi Efendi-Ahmet Efendi-Mahmud Vehbi Efendi ve Hacı Emin Efendilerdir. Hüseyin Efendi, ömrü boyunca dünya ile meşgul olmamış, dünya malından haz duymamıştır. Eline geçen dünya malını ilim yolunda olan talebelerin ihtiyaçlarına sarf etmiştir. Allah’a kullukta, tevazuda, ahlaki güzellikte, zühd ü takvada, zamanında yaşayan insanların takdirini kazanmıştır. Zengin fakir demeden her şahsın ve her tanıdığının kalbini yapmak için her türlü fedakârlığı kendisine şiar edinmiş bir gönül insanı olarak darı bekaya irtihal etmiştir.
Hace Hüseyin Efendi’nin Mülteka (Fıkıh) isimli el yazma (1858) bir eseri ve Divanı vardır. Gedai mahlasıyla yazdığı şiirleri mevcuttur.
“Kadem bastın gönül tahtına sultanım safa geldin
Dil-i pür-renc ü tab-ı derde dermanım safa geldin
Kapundur matla-i a’la tapundur maksad-ı aksa
Senindir rütbe-i’ulya benim şahım safa geldin”
Kaynak ;Erzurum Evliyaları , Abdulhalim Durma

