Erzurum – Köprüköy – Yağan Köyü
Erzurum – Köprüköy ilçesine bağlı olan Yağan köyü, ismini Yağan Paşa’dan almaktadır. Diğer adı Şeyh Halil Divani olan Yağan Paşa, Kirman Türklerinden olup Pasin Bölgesinin Tebriz’e bağlı olduğu sırada buraya göç etmiş ünlü Türk dervişlerinden biridir. Vakfiyesine göre H. 440’dan (M. 1048) önce bölgeye gelen Yağan Paşa, Pasin’e bağlı eski adı Pulur Behak olan köye yerleşerek buraya kendi adını vermiştir. Bu vakfiye, “Pasin nahyesinde Pulur Behak karyesinde mukim Ali Taha ve Yasin imamı Muhammed Bakir evladından fahrülmeyasihin ve kutbil arifin seyyidi şerifin Halil divanı hazretlerinin zaviyesi ve evladına Kirmana yanından Mesürğut beyin evkafını”, beyanı hakkındadır.
Yağan Baba ilçe merkezine üç km. mesafede bulunan Yağan beldesinde, köy camisinin doğusunda yer alan mezarlıkta altı metre büyüklüğünde bir mezarda medfundur. Yatırın asıl adının Seyit Şerif Halil Divani olduğu ifade edilmektedir. Halil Divani ile ilgili belgede,
“Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla
Kıymetli ve değerli saadet toprağından seyitlik ağacını bitiren Allah’a hamd olsun. Yüce asıldan, Kerim cemalinden Efendi kılınmış büyük şanından, kutsallığı dolayısıyla şereflenmiş, kadim kemalatı dolayısıyla en yüce nesebe mensup olmuş. Allah’ın lütfü ve bereketi sebebiyle nesebce en şerefli kılınmış, alim zatı dolayısıyla ilk yaratılışına dikkat çekilmiş, hikmet suyundan, feyz izinin membaı öyle bir zat ki, Allah onun hürmeti ve şerefiyle nesebi ve akrabalığı ortaya çıkardı. Dolayısıyla o nesep, kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibi oldu. Allah’ın rahmeti, Peygamber olarak seçtiği kimsenin üzerine olsun. Allah’ın selamı en güzel neseble seçilmişin üzerine olsun. Yine diğer Nebi ve resullerin ve temiz ehli beyitlerine olsun ve onun iyi takva sahibi arkadaşlarına olsun. Reşid halifelerine ve kendisinin varisi olan müçtehit alimlere olsun.
Vedüd ve melik Allah’a hamd ve selamdan sonra, meşhur ve seçkin ilham sahibi, haberlerinde sadık, bütün avamın sözcüsü, bu kitabın yazılma sebebini ve bu hitabın satırlara dökülme gereğini Allah’a şükür ve hamd ile şöyle açıklar: Büyük seyitlerden, kerem sahibi, saygın kişi, fahri alem, alemin direği muhterem ve münevver Hz. Muhammed Mustafa’nın ehli Fatımatüz-Zehra’nın sülalesi, izzet ve ihtişam sahibi, İmam Ali ve Hüseyin’in evladı, feyz membaı, günahlara karşı kendini koruyan, Allamu’l-guyüb olan Allah’ın ilhamına mazhar meşhur. Özbek muhaciri ve alicenap kimselerin hamisi ve dostu seyitlerin iftiharı, Kirman evladı. Ufukların kutbu Pasinler vilayetinin komşusu Seyit Cihangirin oğlu Seyit Halil Divani, yücelerin meslekinde Allah onların tabaka ve derecelerini yükseltsin. Bil cümle büyük seyitlerin ve saygın kişilerin toplantısında kendi pederinin nesebini, seyitliğini ispat etmiş, yüce alimlerin, Hz. Peygamberin muhterem evlatlarının, aşık fakihlerin katıldığı, Tebriz’deki ”Nakibül- Eşraf”ında hazır bulunduğu bir toplantıda adil şahitlerin ve fazıl şahsiyetlerin şahadetiyle nesebini ispatlamıştır.
“Bu zatlar Tebriz’de onların seyitliğine, neseplerinin temizliğine, sülalelerinin güzelliğine ve evliya zümresinden, kırkların şahı olduğuna şahit oldular. Bu şahitler: Seyit Şerif Şeyh Hamza Şahı Nimet Velinin oğlu Seyit Şerif Pir Şeyh Hasan Ebu’l-Fadl, Seyit Şerif Şeyh Nurettin Şahı Nimet velinin oğlu, Seyit Şerif Şeyh Muhammed, onların batından batına, oğuldan oğula, dededen dedeye ta Hz. Peygamberin soyuna dayandığına şüphesiz Şerif ve Seyit olduklarına şahitlik yaptılar. İşte bu sebepten dolayı bu zatların şahitliği benim yanımda çok makbul ve çok değerli olmuştur. Onların Seyitliği bizce çok değerli ve garantili olmuştur. Çünkü onlar şeriatı Garraya riayet eden, yalan şaibesinden uzak ve beridirler. İşte bizde bu yüzden, bu meşhur ve adı geçen nesebin Seyitliğine şer’an hükmettik. Böylece bu kelime hüccet olarak zikredilmiş oldu. Ve açık bir şekilde belirlenmiş oldu. Bu büyük Seyitlere Şerefli saygın kişilere muhterem Resulün ehline hürmet ve saygı ve tazim gösterdiler. Ve onlara dini hizmetlerinde, kardeşlik oluşturmada her türlü yardımı yaptılar. Ve bu yüce delilin çok açık burhanın değiştirilmesine, doğru ve kuvvetli hüccetin (belgenin) yalanlanmasını ebedi olarak lanetlediler. Onu değiştireni Allah’ın ve Resulün düşmanı saydılar.
“İmdi, Seyit Cihangirin oğlu Seyit Halil Divani, Cihangirin babası Seyit Muhammed, onun babası Seyit Ahmet, onun babası Seyit pir Hayyat, onun babası Seyit Tacettin Rıza, onun babası Seyit Velayet Ebul-Hasan, onun babası Seyit Resül Nuri’dir. O’nun babası Seyit İbrahim, onun babası Seyit Kasımü’l-Asgar, onun babası Seyit Muhammed Sani, onun babası Seyit Muhammed, onun babası Seyit Abdullah, onun babası Seyit İbrahim dir. Onun babası Seyit Şerif İmam Muhammed Bakır, onun babası Seyit Şerif İmam Ali Asgar Zeynu’l-Abidin, onun babası Seyit Şerif İmam Hüseyin, Onun babası Hz Ali b.Ebi Talip, onun babası Haşimin oğlu Abdulmuttalip, onun babası Abdulmenaf Muğire.
“Tarikat silsilesi (İcazetnamesi=İzinnamesi): Seyit Halil Divani kendisi, ilk önce, Seyit Şeyh Ahmed-i Kebirden el, inabe ve beyat aldı. Bu zat da Seyit Şeyh Ahmet Fatih-el Harputi’nin (Ölümü M.1313) elinden inabe aldı. Bu da Seyit Şeyh Tacettin İbrahim-el Fatih (ölümü M.1305) den, o da Seyit Şeyh Şemsuddin Ahmet bin Muhammed-el Fatih’in elinden inabe aldı. O da Seyit Şeyh Tacettin İbrahim bin Seyit Muhammed bin Seyit Hasan el- Fatih’in elinden, o da Seyit Şeyh Muhyettin Ahmet bin Seyit Şeyh Ali el-Fatihin elinden; o da Seyit Şeyh Kutbettin’in elinden, o da Seyit Şeyh Ömer bin Seyit Şeyh Hasan bin Seyit Şeyh Muhammed el- Ma’ruf bin Seyit Şeyh Abdurrahman Fatihin elinden, o da Seyit Şeyh Mühyettin İbrahim el- Arabi bin Alimül Fatih’in elinden, o da Şeyh Muhammed er-Ravvaki bin Abdurrahim’in elinden, o da Seyit Şeyh Situyed bin Osman’ın elinden, o da Şeyh Ahmet el- Kebir bin Ebü Sahne’nin elinden, o da Seyit Şeyh Ali bin Seyit Şeyh Bahauddin’in elinden, o da Şeyh Ebü Bekir Şeyh Hasan Şibli’den (ölümü.M.945), o da Seyit Şeyh Cüneyd-i Bağdadi’den (ölümü.M.911), o da Seyit Şeyh Seriri Sakati’den (ölümü M.865), o da Şeyh İmam Maruf Kerhi’den (Ölümü.M.815), o da Şeyh İmam Davüd-i Tai’den, o da Şeyh Habib Acemi’den, o da Şeyh Hasan Basri’den (ölümü.M.728), o da Şeyh İmamu’l-Evliya İmam Hz. Ali K.V.den, o da Nebilerin İmamı, İmam Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) den, o da ruhanilerin imamının elinden yani vahiy sahibi İmam Cebrail (a.s) dan, o da ruhübiyyetin İmamı yağmurların sahibi Mikail (a.s), o da kerrubiyyün’un İmamı, surun sahibi İsrafil (a.s) dan, o da kerramiyyün’un İmamı, ruhları kabzeden Azrail (a.s) dan, o da zumretus-sefere’nin İmamı Reshail (a.s) dan, o da zumretül-berere’nin İmamı Şişdail (a.s) dan, o da mukarrebün’un İmamı Hemdail (a.s) dan, o da zumretul- Valıhün’un İmamı Vehdail (a.s) den, o da zumretül- Humaniyyün’un İmamı Ferdail (a.s) dan, o da Allahu Tealanın kudret elinden inabeyi ve tevbeyi aldı.
“Bu yazı, hicri beş yüz kırk senesi Recep ayının başında Evliya zümresinden, meşayih-i izam, Şeyh Hacı baba Fuhlevi Evliya zümresinden ve büyük Şeyhlerden Hasan Harran, Evliya zümresinden ve büyük Şeyhlerden Seyit Şeyh Yahya Seravi, Evliya zümresinden ve büyük şeyhlerden Seyit Şeyh Ali Hurmi ve diğer hazirunun huzurunda yazılmıştır.
“Biz Gani olan Allah’a muhtacız. Bunu Şüphesiz ben fakir bütün işlerimi Tebriz’de mülkü ve hakanlığı korunmuş Gani olan Allah’a havale ettim Mu’tasım Billah zamanında Seyit Şerif Seyit Muhammed Fani b. Seyit Muhammed Ekber en-Nakib’in oğlu Muhammed Ekber en-Nakib ale’l-Hüseyin Seyit Şerif Muhammed Fani yazmıştır. “
Halil Divani’nin doğum ve ölüm tarihi bilinmiyor. Ancak bu vesika Seyit olduğunu belgeliyor ki, bu önemli vesikaya göre Halil Divani Hz. Hüseyin ve oğlu Zeynel Abidin evlatlarındandır. Bu durumda Seyit Halil Divani’nin İlhanlı akınları sırasında gelerek Yağan Baba (Paşa) Zaviyesine (13. asır ilk yarısı–14. asır başları) yerleşip hayat sürmüş olduğunu şecere ve bu bilgiler gösteriyor. Yine bu şecere dolayısıyla pek muhtemelen Rıfai tarikatı mensubudur.
Yağan Paşa’nın Aras Nehri boylarına yerleşen oymak beyi, Gazi ve Alperen olması kuvvetle muhtemeldir. İsmiyle anılan zaviyesini kurup yerleşmiş olmakla birlikte, kabri meçhuldür. 1048 tarihli vakfiyesi Türkiye sınırları içindeki vakfiyelerin en eskisi olarak kabul edilmektedir.
Kaynak ;Erzurum Evliyaları , Abdulhalim Durma






