Erzurum – Aşkale – Güllüdere köyü
İlçeye yedi km. mesafede bulunan ve eski ismi Pırtın olan Güllüdere köyünde Maran Baba yatırı bulunur. Deprem evlerinin olduğu yeni yerleşim yeri ve eski köy yerinin her ikisinde de yerleşik hayat devam eder. Maran Babanın evi, tekkesi köyün kuzey ucunda, kabri şerifi de tekkesinin baktığı kuzey yamaç üzerindedir. Maran Baba burada aile fertleriyle birlikte yatmaktadır. Tekkeye dıştan küçük bir holden girilir. Tekke yaklaşık 4×6 metre büyüklüğündedir ve doğu duvarına gömülü bir ahşap dolap bulunur. Bu dolabın içerisinde Maran Babaya ait giysiler (Hırkası) mevcuttur.
Maran Baba’nın asıl adı İbrahim’dir. Boylu, poslu ve pehlivan yapılı olması hasebiyle, Maran Baba adıyla anılır. Maran Baba Serçeme deresi civarından Kaçtıoğullarından Ali Beyin oğludur. Genç yaşlarında kardeşi Harabati Baba ile birlikte Erzurum’daki Kadiri şeyhi Veli Efendiye intisap ederler. Şeyhlerine belli bir süre hizmetten sonra, şeyhlerinin emirleri doğrultusunda Maran Baba Güllüdere (Pırtın), Harabati Baba Çiğdemli (Tikkir) köyüne yerleşir. Maran Baba köyün varlıklı ailelerinden Harmandarlara damat olur. Bu evlilikten bir oğlu üç kızı dünyaya gelir. Oğlu Bilal Babanın da oğulları, Ali Baba, Ahmet Baba (Ahmet Çavuş), Tatar Baba (Mehmet veya Muhammet Veli)’dır.
Anlatılır ki, Erzurum’un işgalinde, Ruslar Güllüdere’ye geldiklerinde Rus komutan askerlerine emir vererek Maran Babanın mezar taşlarının tahrip edilmesini ister. Emir alan asker kabre yaklaştığında, mezar taşlarının bulunmadığını görüp, komutana burada böyle bir şey yok der. Komutan mezara yaklaştığında aynı durumla karşılaşır. Bunun üzerine komutan, Maran Babanın mezar, ev ve tekkesine dokunulmamasına, bir taşın bile düşürülmemesine dikkat edilmesi emrini verir.
Çevre köylerdeki ahaliden çocukları askere gidecek olanlar, Maran Babanın kabrini ziyaret ederek mezarından bir miktar toprak alıp çocuklarının giysilerinin omuz kısmına dikerek, korunacaklarına inanmaktadırlar. Bu gelenek hala devam etmektedir. Mezardan boşalan yerleri aile mensupları Maran Babanın çayırından getirdikleri toprakla her yıl doldururlar.
İbrahim (Maran) Babanın inşaat, ahşap işleri ve çiftçilikte mahir bir insan olduğu anlatılır. Hiç kimseden bir şey kabul etmeden aile efradını kendi el emeği, alın teriyle geçindirmiş olduğu nakledilir. Hayatı boyunca yöre insanının manen aydınlanması için sohbet ve irşat faaliyetlerini sürdürmüş arif ve kamil bir zattır. Doksan yaşını aşmış durumda fani alemden ebedi aleme göçtüğünde kendi isteği üzerine entarisi, takke ve sarığı ile birlikte kabre gömülür.
Eski adı Aşveyishan olan Karasu köyü, ilçeye 32 km. uzaklıkta olup Karasu Çayı’nın kenarında yer alır. Hanın ve köyün, XVII. ve XVIII. yüzyılda gittikçe artan ticari faaliyetler dolayısıyla bulundukları geçidin güvenliğini sağlamak amacıyla kurulmuş olduğu görülür. 1747 yıllarına kadar, han boş bir halde bulunduğundan, ulaklar ve hayvanları büyük zorluklarla karşılaşmakta, ayrıca eşkıyaya karşı emniyet olmadığı için buraya bir miktar hanenin yerleştirilmesi, Erzurum Valisi Vezir İbrahim Paşa’nın teşebbüsü ile 14 Ocak 1747’de devlet tarafından bir emirle karara bağlanır.
Kaynak ;Erzurum Evliyaları , Abdulhalim Durma

