Erzurum – Horasan
Erzurum – Horasan İlçe merkezine 23 km. mesafede bulunan ve eski ismi Sanamer olan köyün yeni ismi Hacı Ahmet’tir. Hacı Ahmet Baba (1792-1912) Seyyid olup dedeleri Bağdatlıdır. Babası Şeyh Yusuf Naili Efendi Van’a gelip Hoşab (Güzelsu) beldesine yerleşir. Ahmet Baba burada dünyaya gelir. İlk tahsil ve tasavvuf terbiyesini babasının dergahında alır. Hacı Ahmet Baba Anadolu’yu gezer, İstanbul’a, oradan Hac farizasını ifa etmek için Hicaza gider. Dönüşte Pir Muhammet Küfrevi (1775-1898) dergahına gelerek burada iki yıllık bir eğitimden sonra, 36 yaşlarında kardeşiyle birlikte Pasinler yöresine geçerler.
Sanamerli Hacı Ahmed Babanın kendisinden yaşça büyük Muhammed Baba isminde bir de ağabeyi vardır. Bu iki kardeş Aşağıpasin’in alt sınırında olan ve Pasinlerle birlikte Narman kazasını da kuş bakışı seyreden Sanamer köyüne yerleşirler. Burada ilk başlarda iyi karşılanmazlar. Daha sonraları kendilerinin hal ehli olduğuna şahit olan köy halkı, bu aileyi sahiplenir, birlikte bir tekke inşa edilir.
Hacı Ahmet Baba hayatını seyahatle, halkı irşat etmekle geçirir. Kendisiyle çağdaş olan Halveti meşayıhından Narmanlı İbrahim Ethem Baba (1836–1916), Kadiri meşayıhından Haşi’i Zade Ali Efendi (Hacı Haşil) Hazretleri ile karşılıklı olarak ziyaretler yaparlar. Hacı Ahmet Baba vefat ettiğinde güzide halifesi ve sır katibi olan Abdulgani Efendi tarafından yıkanır, cenaze namazı kılındıktan sonra yaşadığı eve defn edilir. Aşık Sümmani Baba, dergaha gelir, sazını duvara dayar ve Seyyid Hacı Ahmed Baba’nın ardından bir mersiye okur.
Seversiz aşıklar Al-i Aba’yı,
Görürsüz, gözlersiz vakt-ı sabayı,
“Post”a vekil etti Yakub Baba’yı,
Acaba dedi mi Sümman elveda.
Seyyid Hacı Ahmed Baba’nın 74 halifesi olduğu, sağlığında her birini irşad için değişik yerlerde görevlendirdiği söylenir. Halifelerinden bir kısmı şu zatlardır. Mevlüd Baba (aynı zamanda torunudur), Öznülü Abdulgani Efe, Keçesorlu Kamil Baba, Zivinli Aziz Baba, Sarıkamış Micingertli İsmail Baba, Ağverenli Kerim Baba, Bayburt Kaleardılı Ahmed Baba, Aşağı Horumlu Molla Bahri, babası Molla Muhammed ve Hak aşığı Aşık Sümmani Baba.
Halifelerinden bir kısmı farklı yerlerde medfundur. Aslen Sarıkamış’ın Ağveren köyünden olup, kabr-i şerifi Yozgat, Kadışehri ilçesi Kabalı köyünde bulunan Divane Mevlüd Baba, yine aslen Sarıkamış’ın Ağveren köyünden olup kabr-i şerifi Yozgat’ın Kadışehri ilçesi Vasfıbey köyünde bulunan Hamza Baba, yine Sarıkamış’ın civar köylerinden olup kabr-i şerifi Tokat, Zile ilçesinda bulunan Haydar Baba, Erzincan Kelkit ilçesi Sipekör köyündebulunan ulemadan Veliyuddin Efendidir.
Anlatılır ki, dönemin müftüsü Solakzade Efendi ve Yetim Hoca gibi zatların başkanlığında Hacı Ahmet Baba Erzurum Ulu Camiinde imtihan edilir. Kerim Baba, yan tarafta rabıta yapmaktadır. Sorulan soruların cevaplarının Hacı Ahmet Baba’nın önündeki yeşil rahle üzerinde siyah ciltli bir kitaptaki sayfaların açılıp cevaplarının verildiğini görür. Hacı Ahmet Baba, bu sırra şahit olan Kerim Baba’yı, “kapat gözünü!”, diyerek perdeler. Sorulan her soru, Kitap, Sünnet, İcma, Kıyas doğrultusunda cevaplandırılır. Nihayette, Hacı Ahmet Baba ve ekibi, huzurunda bulundukları Solakzade Hazretleri tarafından eve davet edilir. Hacı Ahmet Baba’ya, “zikrullah yaparsanız çok memnun oluruz”, der. Halka kurulur. Zikir yapılır. Mevsimin kış olması sebebiyle, zikir yapılan odada soba yanmaktadır. Sobanın üzerindeki su dolu ibrik, sıcaklığın tesiri ile kaynamakta, kapağı dikkat çekici sesler çıkarmaktadır. Hacı Ahmet Baba, elini kapağın üzerine koyup, kendine özgü hitap ve üslubuyla: “Deginan, sükut dur! İhvanın halvetini bozuyorsun”, der. Ve kaynayan ibriğin sesi kesilir. Orada bulunanlar, dokunmak suretiyle ibriğin suyunun soğumuş olduğunu fark ederler.
Sanamerli Hacı Ahmed Baba, görevlendirdiği halifelerine tembihlerde bulunur. Kaleardılı Ahmed Baba’ya der ki, “Ahmed Baba! Ders vereceğin zaman Levh-i Mahfuz’a bak. Ders alacak kişi said ise, ders ver. Saki ise onu said edinceye kadar ders verme”. Kaleardılı Ahmed Baba da, “Ben ne Levh-i Mahfuza ne de said veya saki olmalarına bakamam, kişinin kolundan tuttuğum gibi manen size teslim eder ve aradan çıkarım”, der. Seyyid Hacı Ahmed Baba, bu söz karşısında çok memnun olur ve manevi himmetini iyice ziyadeleştirir.
Bir menkıbeyi Erzurum’un büyük alimlerinden eski Cinis imamı Mahandalı Hacı Yusuf Efendi Hoca anlatmaktadır. “Bir gün Efe’nin (M.Lütfi Efendi) yanında oturuyordum. Pasinler eşrafından Tepecikli Hacı Mehmet Korsunoğlu içeri girdi. Üzüntülü ve heyecanlıydı. Efe’yi ziyaret ettikten sonra, gelininin felç geçirdiğini söyledi. Efe bir müddet daldıktan sonra Sanamer’e götürmesini emir buyurdu. Neticeyi merak etmiştim. Birkaç gün sonra Korsunoğlu’nu görerek durumu sordum. Aynen şunları anlattı. Koma halinde Sanamer’e götürdüm. Türbede bir müddet bekledikten sonra uyandı. Sol kolu haricinde her tarafı sapasağlamdı. Geline göre kısa boylu, beyaz sakallı ve nurani bir zat gelip, vücudunu sığamıştı. Kolunun ise Hasan Harakani Hazretleri’ne havale edildiğini belirtmişti. Oradan Kars’a götürdüm. Güç bela türbedarı bularak büyük velinin türbesine gittik. Gelin kısa bir müddet için baygınlık geçirdi. Uyandığı zaman kolu sapasağlamdı. Bu defa uzun boylu nurani bir zat gelerek kolunu sığamıştı.”
Kaynak ;Erzurum Evliyaları , Abdulhalim Durma




