Close Menu

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Havlucu Dede ( Demirci Baba )

    Şubat 22, 2026

    Ereğli Evliyaları ve Türbeleri

    Şubat 22, 2026

    Halveti Şeyhi Abdurrahman Efendi

    Şubat 22, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Çarşamba, Mart 18
    • Demos
    • Buy Now
    Facebook X (Twitter) Instagram LinkedIn VKontakte
    anadolununruhu.com
    Banner
    • Home
    • Anadolu Evliyaları
      1. Denizli Evliyaları
      2. Erzurum Evliyaları
      3. View All

      Havlucu Dede ( Demirci Baba )

      Şubat 22, 2026

      Ereğli Evliyaları ve Türbeleri

      Şubat 22, 2026

      Halveti Şeyhi Abdurrahman Efendi

      Şubat 22, 2026

      Devrek Evliyaları ve Türbeleri

      Şubat 22, 2026

      Havlucu Dede ( Demirci Baba )

      Şubat 22, 2026

      Ereğli Evliyaları ve Türbeleri

      Şubat 22, 2026

      Halveti Şeyhi Abdurrahman Efendi

      Şubat 22, 2026

      Devrek Evliyaları ve Türbeleri

      Şubat 22, 2026

      Havlucu Dede ( Demirci Baba )

      Şubat 22, 2026

      Ereğli Evliyaları ve Türbeleri

      Şubat 22, 2026

      Halveti Şeyhi Abdurrahman Efendi

      Şubat 22, 2026

      Devrek Evliyaları ve Türbeleri

      Şubat 22, 2026
    • Peygamberler
    • Sahabeler
    anadolununruhu.com
    You are at:Home»Tarikat»Nakşibendi»Halidi»Kishalı Hacı Feyzullah Efendi (k.s.)
    Halidi

    Kishalı Hacı Feyzullah Efendi (k.s.)

    adminBy adminOcak 27, 2026Updated:Ocak 27, 2026Yorum yapılmamış8 Mins Read
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Erzurum – Tortum – Şenyurt ( Kisha – Uncular ) köyü camii haziresinde

    Kishalı Hacı Feyzullah Efendi Tortum ilçesinin Şenyurt (Kisha – Uncular ) köyü camii haziresinde yatmaktadır. Kendileri Nakşibendî’ye tarikatının Halidiye kolunun kurucusu olan Hz. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi’nin halifelerindendir. Uzaktan yakından Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi Hazretleri’nin sohbet ve ilim meclisine gelenler zahiri ve batini üstünlüklere kavuşarak memleketlerine döndüler veya İslam memleketlerinin çeşitli yerlerine giderek İslamiyet’i anlattılar.

    Feyzullah Efendi 1830’lu yıllarda Bağdat’tan gelerek, yöre insanlarını irşad için Kisha’ya yerleşmiştir.

    “İlk günler küçük Kisha da kimseler yüzüne bakmaz. Bu acayip kıyafetli gence itibar eden yoktur. Köyün komutanı meşhur Kisha beylerinden Osman ağa isimli birisidir. Ağamızın güçlü hakan Attila misali atının bastığı yerlerde ot bitmemekte ve kendisinden izinsiz kimse kimseye selam bile verememektedir. Bir ilkbahar günüdür. Kiska deresi kuş­ları kaparcasına çoşkun akmaktadır. Ağamız atı ile karşı kıyıdaki bahçelerine gitmek maksadıyla suyun üzerindeki tek köprüden geçmek için yukarı doğru gitmektedir. Bu arada ters istikamette yol alan ismini ve cismini bilmediği dervişe rastlar. Karşıya geçtiğinde görmüş olduğundan hayrete düşer. Çünkü derviş efendi kendilerinden önce oradadır. Ya köprüden geçmiştir ki bu imkansızdır, çünkü patika yolda kimseler kendisinin önüne geçmemiştir. Zaten geçebilmek de kimsenin haddine düşmez. İkinci şıkkı yüzerek geçebilmesidir. Bu daha da imkansızdır. Değil yedi çölün ortasında büyüyenler, yedi deryanın ortasında yetişmiş olanlar bile buna cesaret edemezler. Ağamınızın tüm kibirleri, gururları dize gelir ve dervişin adeta dizlerine kapanarak “İste benden ne istersin” der. Muhatabı mütevazıdır. Köyün kenarında, derenin kıyısında, mezarlığın karşısında küçük bir arsa talep eder. Burayı talep etmesinin sebeplerini ıse şu şekılde sıralar,

    – Birincisi suyun kenarındadır. Tüm sular, özellikle taştan taşa atlayarak köpükler çıkararak akan alabalık dereleri insanı en fazla tefekküre sevk eden nesnelerdir. Tasavvufta bu çılgınca akışın Efendimiz (s.a.v.)’e aşık olup ulaşabilmek için yapıldığına inanılır. Bu duruma Fuzuli; “Başını taştan taşa vurup, gezer avere su” şeklinde ifade eder.

    – İkincisi mezarlığa yakın oluşudur. Mezarlık ölümü en çok hatırlatandır. (Tabii·velimizin maksatları bunun çok daha ötelerindedir.) Büyük halifemiz Hz. Ömer günde en az beş dakika müddetle bir mezar taşına başını koyarak tefekkür etmişlerdir.

    – Üçüncüsü camiye uzak oluşudur. Bunun da iki avantajı bu- lunmaktadır. Birincisi namaza gidip gelirken daha fazla sevap kaza- nabilmek, ikincisi ise bazı özel durumlarda cemaate gidememe ha- linde ezan sesi işitilemeyeceği için daha az mesuliyeti göğüslemek.

    Evini, tekke ve çilehanesini burada inşa eder. Velimizin çile hanesi 4-5 m2 alana sahip, mezarlığa hakan çok küçük (30×30 cm2) bir pencereye sahiptir. Orjinal halinde tavandan asılı ucunda demir bir topuz bulunan bir zin- cirin bulunduğu söylenmektedir. Bu topuz uykularını kaçırmak için her sallanışında başlarına vurmaya yaramaktadır.

    Burası hizmet ve tefekkür için elverişli bir yerdir. Hizmet merkezi burasıdır. İrşad işlerine ve talebe yetiştirmeye başlar. Çevre insanı ve yöre ulemasının gönlünde taht kurmuştur. Ömrünü halkın aydınlanmasına vermiş, arif ve kâmil bir zattır.

    Ketencizade, Vinikli Mehmet Efendi ve Alvar imamı Muhammed Lütfü Efendi’nin babası Gedaî Hüseyin Efendi’yi yetiştirmesi Feyzullah Efendi’nin ne kadar büyük bir değer olduğunun nişanesidir. Allah bizleri de şefaatlerine nail eylesin.

    Kishalı Hacı Feyzullah Efendi 1865 yılında, rivayete göre altmış altı yaşlarında iken Rahmet-i Rahman’a kavuşmuştur. Cami haziresindeki türbesinin ziyaretçisi eksik olmaz. Ruhu şad, makamı cennet olsun.

    KERAMETLERINDEN

    Bir yaz günüdür. Tekkenin hemen önünden akmakta olan güzel Kiska deresinin kıyısında hanımlarıyla birlikte (Kiska’da evlenmiş­ lerdir) oturarak köpüklü suların çağıldayarak akışını temaşa etmektedirler. Kol boyu büyüklüğünde iki tane alabalık kucaklarına zıplar. Birisini suya geri atar. Hep anlatırlar. İnzivaya çekilen dervişler genellikle bir su kenarında yaşar. Hergün avladıkları üç balığın birisini azad edip geri atarlar. Birisini kendileri yer, birisini ise misafire ikram ederler. Şeyhimiz de bu kurala uyarak birisini azat etmiştir. Diğerini hanımına vererek der ki “Bunu kurut ve iyi sakla birgün lazım olacak”. Aradan aylar geçer. Zaman kış ortasıdır. Hint’ten mi; Çin’den mi bilinmez üç tane derviş yollara düşmüştür. Gerçek bir mürşit aramaktadırlar. Velimizin Tortum’da olduğunu öğrenir ve binbir güçlükle Kiska’yı bulurlar. Huzura kabul edilmeden önce adet olduğu üzere muhataplarının dağarcığını yoklamak için akıllarından bir şey tutarlar. Bu, yemekte alabalık ikram edilmesidir. Çünkü kış aylarında bu balıklar yumurtlamak için menbaya çekilmekte ve avlanmaları mümkün olamamaktadır. Şeyhimiz hanımından aylarca önce vermiş olduğu emaneti ister. Hakikaten akşam yemeğinde sofrayı alabalık etleri süslemektedir.

    Torunlarından Hacı Fazıl Gündüz Bey anlatmaktadır. ”Bir ara iaşe yönünden büyük sıkıntılara düşmüştüm. Çoluk çocuğum fakru zaruret içerisinde kıvranıyordu. Gecenin birinde rüyamda üç şahsı gördüm. Birisi dedemdi, birisi Efe Hazretleriydi, diğeri nurani bir ihtiyardı. Efe Hazretleri bir dilim ekınek vererek bunu ye, ömrün boyunca acıkmazsın” dediler. Yedikten sonra uyandım. Ertesi gün bir mektup aldım. Bu aylar önce Şeker Fabrikası’na girmek için vermiş olduğum dilekçenin cevabıydı. İsteğimi kabul etmişlerdi. Giderek işe başladım. Şimdi emekliyim. Halen yararlanıyorum.”

    Hanımından birgün istemiş oldukları bir kağıt parçasını paralar büyüklüğünde keserek oturmuş olduğu postun altına koyar. Biraz sonra kayınbiraderleri gelerek çok ağır bir sıkıntıda bulunmuş oldu- ğunu ve çoluk çocuğunun aç olduğunu belirterek yardım talebinde bulunur. Postu kaldırdığı zaman yenge hanım gördüklerinden büyük hayrete kapılır. Çünkü az önceki kağıt parçalarının hepsi altın olmuş­ tur. Meşru yollarda harcaması şartıyla bir kısmını muhatabına verir.

    Bütün bunların haricinde halen mevcut olan testilerinden su içen hastaların şifa bulmuş oldukları, türbelerini ziyaret eden cin çarpmışlann iyileştikleri, sağlıklarında abdest almak için kullanmış oldukları ibriğin (son yıllarda çalınmıştır), akşamlan doldurulan su- yunun geceleri görünmeyen birileri tarafından harcanmış olduğu, yakınlan tarafından anlatılmaktadır.

    Ketencizâde hıfzını ikmâl ettikten sonra, bir taraftan Alipaşa Medresesi’nde tahsiline devam etmekte, diğer taraftan da Kavak Câmii müezzinliğini sürdürmektedir. Genç hâfız bir arayış içerisindedir. Ne olduğunu bilmediği bir ateş yüreğini dağlamaktadır. Kabına sığmaz ve devamlı sûrette şu beyti tekrarlayıp durur:

    Işk odu evvel düşer ma’şuka andan âşıka
    Şem’i gör kim yanmadıkça yakmadı pervâneyi

    Günlerden birgün yine bu beyti kendi kendine söylenip Erzurum sokaklarında dolaşırken, sokağın diğer başından nûrânî mübârek bir zâtın kendine doğru geldiğini farkeder. Sokakta ikisinden başka kimse yoktur. Hâfız Rüşdî Efendi toparlanır. İyice yakınlaşınca daha önce hiç görmediği bu mübârek zâta selâm vermeye hazırlanır. Ne hikmetse gözünü ondan bir türlü ayıramamakta ve içinde o güne kadar hiç tatmadığı bir takım duyguların kıpırdadığını hissetmektedir. Aralarında üç dört adımlık bir mesâfe kalmıştır. Ketencizâde selâm vereceği sırada hiç beklemediği bir şeyle karşılaşır. O zât derin ve keskin bakışlarını kendisine çevirerek:

    Hâfız!
    “Işk odu evvel düşer ma’şuka andan âşıka/Şem’i gör kim yanmadıkça yakmadı pervâneyi” demez mi? Hâfız Rüşdî birdenbire alt-üst olur. Koşarak bu zâtın ellerine sarılır, tekrar tekrar öper o mübârek elleri. Kendinden geçercesine ağlamaktadır. Belli ki ışk odu evvel ma’şuka, ondan da âşıka düşmüştür. Bu od Hâfız’ın vârını ve varlığını çoktan yakmaya başlamıştır bile. “N’olur efendim bırakmayın beni. Kulunuz, köleniz olayım beni evlâtlığa kabul buyurun!” niyazları gözyaşlarına karışır.

    O nûr yüzlü mübârek zât, iki eliyle Hâfız’ın şakaklarından tutarak doğrultur; baş parmaklarıyla göz yaşlarını siler. O’nu bir müddet şefkat nazarlarıyla süzdükten sonra: “Evladım bana Hacı Feyzullah derler. Kara-köse Mahallesi’ndeki medresedeyim. İstihâre yaptıktan sonra bize gelirsin.” buyurur ve yoluna devam eder. Mehmed Rüşdî boynu bükük, nemli gözlerle arkasından bakakalır. Gözden kayboluncaya kadar onu seyreder. “Demek Hacı Feyzullah Efendi bu zâtmış!” der kendi kendine. Arkasından koşarak O’na yetişmek ister. “İstihâre yaptıktan sonra bize gelirsin.” sözünü hatırlayınca duraklar birden. İstihâreden sonra gitmeye karar verir. Ancak, henüz kaba kuşluk vakti olduğuna göre ertesi güne kadar nasıl sabredeceğini düşünür. Öyle ya, gece olunca istihâreye niyet edip uyuyacak, sabah olunca da rüyâsını Hacı Feyzullah Efendi’ye anlatacak. Bu yirmi dört saat ona yirmi dört sene gibi uzun gelir. Kendisini meşgul etmek için câmi-i şerîfe gidip iki rekat namaz kılar, sonra oturup tesbih ile meşgul olur. Derken gözlerini uyku bürür. Rüyâsında birbirinin izinden yürüyerek kendisine doğru gelmekte olan pek güzel insanlar görür. Mübârek çehreleri güneş kadar parlak, ay kadar güzeldir. Her biri Hâfız Rüşdî’nin önünden geçerken “Fetelakkâ âdemü min Rabbihî kelimâtin fetâbe aleyhi innehû hüve’t-tev-vâbü’r-rahîm” (Âdem Aleyhisselâm Rabbin’den yol gösterici sözler aldı onlarla yalvardı. Rabbi de bunun üzerine tevbesini kabul etti. Şüphesiz O, tevbeleri dâimâ kabul edendir.)(Bakara Sûresi 37. ayet) Âyeti celîlesini okuyup göğe yükselmektedir. O, kalbine gelen ilhamla bu zâtların kimler olduğunu tanır. İlk önce geçen Peygamber-i Zîşân Efendimiz’dir. O’ndan sonra sırayla Silsiletü’z-Zeheb’in nûr halkaları, her biri kandil-i nûr-i hüdâ, kadri şânı muâlla muhterem zâtlar. Bu güzeller kervanının en sonunda Hacı Feyzullah Efendi bulunmaktadır. Hacı Feyzullah Efendi aynı âyeti okurken Hâfız Rüşdî Efendi uyanır. Gönlüne dolan İlâhî feyzin sıcaklığı bütün vücûdunu kaplamıştır. Rüyâsını anlatmak için Karaköse Mahallesi’ne Şeyh Efendi’nin oturduğu medreseye koşar. Hacı Feyzullah Efendi seccâdesi üzerinde yüzü kıbleye doğru oturmaktadır. Hâfız Efendi diz çöker, el öper, rüyâsını anlatmaya hazırlanırken o mübârek zat tıpkı rüyâsındaki gibi aynı ses tonuyla “Fetelakkâ âdemü min Rabbihî kelimâtin fetâbe aleyhi innehû hüve’t-tevvâbü’r-rahîm” âyetini okuyuverir.

    Hâfız rüyâsını anlatacak halde değildir. Buna da lüzum kalmamıştır artık. Sevdâlı başını Şeyh Efendi’nin dizine koymuş ve kendinden geçmiştir. Şeyhine tam bir sadâkat, duru bir ihlâs ve derin bir aşk ile öylesine bağlanmıştır ki; Hacı Feyzullah Efendi Tortum’un Kisha Köyü’ne yerleştikten sonra, Ketencizâde Hâfız Rüşdî Efendi O’nun hasretiyle yanan yüreğini birazcık olsun teselli etmek için sabah erkenden Tortum yoluna çıkar, Erzurum’a sebze, meyve getiren köylüleri karşılarmış. Kisha Köyü’nden gelenleri kucaklar hatta eşeklerinin gözlerini öper ve “Siz benim şeyhimin köyünden geliyorsunuz bu gözler onu görmüştür.” der ağlarmış.

    Erzurum Evliyaları Kishalı Hacı Feyzullah Efendi
    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
    Previous ArticleHacı Ahmet Baba Türbesi ( Beynamaz Ahmet )
    Next Article Sanamerli Hacı Ahmet Baba
    admin

    Related Posts

    Şeyh Molla Abdurrahim Çoğreşi

    Şubat 18, 2026

    Şeyh Molla Yahya Çoğreşi

    Şubat 16, 2026

    Şeyh Abdülkerim Çokreşi Efendi

    Şubat 16, 2026
    Leave A Reply Cancel Reply

    Demo
    Our Picks
    • Facebook
    • Twitter
    • Pinterest
    • Instagram
    • YouTube
    • Vimeo
    Don't Miss
    Ereğli

    Havlucu Dede ( Demirci Baba )

    By adminŞubat 22, 20260

    Zonguldak – Ereğli – Keşif Tepesi Havlucu Dede Türbesi ilçenin Keşif Tepesi denilen bir yerde…

    Ereğli Evliyaları ve Türbeleri

    Şubat 22, 2026

    Halveti Şeyhi Abdurrahman Efendi

    Şubat 22, 2026

    Devrek Evliyaları ve Türbeleri

    Şubat 22, 2026

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from SmartMag about art & design.

    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • Pinterest
    Don't Miss

    Havlucu Dede ( Demirci Baba )

    Ereğli Evliyaları ve Türbeleri

    Halveti Şeyhi Abdurrahman Efendi

    Devrek Evliyaları ve Türbeleri

    About Us
    About Us

    Your source for the lifestyle news. This demo is crafted specifically to exhibit the use of the theme as a lifestyle site. Visit our main page for more demos.

    We're accepting new partnerships right now.

    Email Us: info@example.com
    Contact: +1-320-0123-451

    Our Picks
    New Comments
      About
      About

      Your source for the lifestyle news. This demo is crafted specifically to exhibit the use of the theme as a lifestyle site. Visit our main page for more demos.

      We're social, connect with us:

      Facebook X (Twitter) Instagram LinkedIn VKontakte
      Popular Posts

      Havlucu Dede ( Demirci Baba )

      Şubat 22, 2026

      Ereğli Evliyaları ve Türbeleri

      Şubat 22, 2026

      Halveti Şeyhi Abdurrahman Efendi

      Şubat 22, 2026
      From Flickr
      Ascend
      terns
      casual
      riders on the storm
      chairman
      mood
      monument
      liquid cancer
      blue
      basement
      ditch
      stars
      Copyright © 2026. Designed by ThemeSphere.
      • Anasayfa
      • Buy Now

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.