Erzurum’a 26 km. Pasinler’e 12 km. mesafede bulunan, Pasinler’e bağlı Çöğender köyündedir. Köye girişte sol tarafta köy kabristanı, sağ tarafta Hacı Salih Efendi’nin türbesi mevcuttur.
Çöğenderli Hacı Salih Efendi (1889-1991) Trabzon’un Çaykara ilçesinin Akdoğan köyünde dünyaya gelir. Kırımdan gelen ve ilk Of müftüsü olan Tahir Efendinin torunlarındandır.Babası Trabzon’un ileri gelenlerinden Hanecizade Hacı Şerif Efendi, annesi Havva hanımdır. Pederi, o doğmadan önce annesine şöyle der. “Bu çocuk erkek olacak, salih bir kimse olacak. Sakın ola ki ona abdestsiz süt vermeyesin.”
Ailesi, Salih Efendi doğduktan kısa bir zaman sonra Erzurum’un, Pasinler ilçesinin Çöğender köyüne yerleşir. Bunun için Salih Efendi “Çöğenderli” olarak meşhur olur. Hanecizade Salih Efendi, ilk tahsilini bizzat babasından ve dedesi İbrahim Efendi’den aldıktan sonra uzun yıllar Çaykaralı ünlü âlim Velizade Tayyib Zühtü Efendi’den ders görür. Yedi yaşında hafız olur. 1915 yılına kadar memleketi olan Çaykara’da tahsiline devam eder. Aynı zamanda, tasavvuf yolunda ilerlemek için devrinin büyük âlim ve mutasavvıfı Hacı Ferşad Efendi’ye intisap eder.
Daha sonra, irşad faaliyetlerinde bulunmak üzere Erzurum’a gelir. Bir süre Tortum’a bağlı Kisha (Uncular) köyünde imamlık yapar. Salih Efendi, Kisha’da kaldığı bu süre içinde Vıhikli Muhammet Efendi’den de Kadiri icazeti alarak ilmini artırır. 1924 yılında önce babasını, ardından dedesini kaybeden Salih Efendi, 1925’te askere gider. Askerlik dönüşü Çöğender’de kalmaya devam eder. 1929’da çok sevdiği şeyhi Hacı Ferşad Efendi’nin usulü üzerine Alvar İmamı Hace Muhammed Lütfi hazretlerine intisap etmek isterse de, Efe hazretleri “Senin dersin yüksek yerden. Ona devam et.”diyerek eski dersine devam etmesini tavsiye buyurur.
Çöğender’de bir süre imamlık yapan ve burada kaldığı süre içerisinde. çevresindekilerden büyük alaka gören Salih Efendi, 1936 yılında Pasinler’in Sivaslı Camii’nde yaklaşık bir yıl imamlık yapar.
1939’da bir süre hapiste yatan Hacı Salih Efendi, hapishane arkadaşlarıyla birlikte güzel günler geçirdiğini anlatırken, yanlarında büyük veli, Mahmut Vehbi Efendi Hazretlerinin de bulunduğunu ifade ederek, “Hayatımda ne varsa Vehbi Efendi ile geçirdiğimiz o yetmiş gündür.”, diyecektir.
1947’de Alvar İmamı ile ilk haccına gider. Hac dönüşü geldiği Kurnuç köyünde beş sene imamlık vazifesine devam eder. 1950’de ikinci defa hacca gider. Hayatı boyunca10 defa hac yapmıştır.
1952’de Hasankale’de meydana gelen depremde göçük altından çıkarılır. 1954’te Sivas, 1955’te Denizli 1956’da Merzifon’da görev yapar. Aynı yıl bir müddet Çorum’da vaazu nasihatta bulunur. 1960’da Sarıkamış’a bağlı Yeniköy’e yerleşir. Orada beş sene imamlık vazifesinde bulunur. 1965’te Çöğender’e döner. İki sene sonra Erzurum’a taşınır.
1971’de İstanbul’a gelir ve Küçükköy’e yerleşir. Burada vefat eder. Cenazesi, 4 Şubat günü, Fatih Camiinde mahşeri bir kalabalık tarafından Mahmud Ustaosmanoğlu Hocaefendi imametinde kılınan namazın akabinde Erzurum’da toprağa verilmek üzere uğurlanır.
6 Şubat 1991 günü Erzurum’da Emir Şeyh camiinde ikinci cenaze namazı sonrası, vasiyeti üzerine Esad Paşa Camii kabristanında toprağa verilir. Birkaç ay sonra Çöğenderli muhibleri tarafından naaşı mezarından kaçırılarak Çöğender’e getirilir ve buraya gömülür. Altı köylü şeyhin cesedini kaçırmaktan hâkim karşısına çıkar. Yargılama sonunda Çögenderlilere birer ay hapis cezası verilir. Ceza, para cezasına çevrilir. Ölümünün üzerinden 5 ay 17 gün geçmesine rağmen cesedinin çürümemiş olduğunu köylüleri hayretler içinde görürler.
Nakledilir ki, İstanbul Müftü Vekili Ali Fikri Yavuz, bir haccında Hacı Salih Efendi’yle beraberdir. Salih Efendi’nin geceleri nereye gittiğini merak etmektedir. Ali Fikri Efendi sonunda, onu takip etmeye karar verir. Bir gece yatağına girer, uyuyor gibi görünür. Daha sonra da yatağından kalkıp odadan ayrılan Hacı Salih Efendi’nin peşine düşer. Salih Efendi Ravzai Tahireye doğru gider. Mescidi Nebevi’nin önüne geldiğinde kilitli kapıların o zata kendiliğinden açıldığına şahit olan Ali Fikri Efendi, hemen misafirhaneye döner. Salih Efendi odaya döndüğünde ona, “Dün gece sizi takip ettim, nereye gittiğinizi gözlerimle gördüm, beni de götürmezseniz sırrınızı ifşa ederim” der. Hacı Salih Efendi ise tatlı bir tebessümle, “Mübarek alim, güzel rüya görmüşsün!” hitabında bulunur.
“Hacı Efe! Bazıları “Cuma namazı bize farz değildir” deyip, kılmıyorlar, ne dersiniz?” diye sorarlar. Salih Efendi şöyle cevap verir. “Siz kılın! Allah (cc) yarın mahşerde niçin kıldınız diye sorsun. Niye kılmadınız diye değil.”
1924’de vefat eden babası bir zaman rüyasında minarelerin baş aşağı şeklinde durduğunu görmüş, rüyasına bir mana verememiştir. 1932’de ezan Türkçe okunmaya başlayınca Salih Efendi “Demek o rüya buna işaretmiş”, der.
Tasavvuf büyükleri içersinde en çok Molla Cami Hazretlerini sever ve onun divânını çok mütalaa ederdi. Salih Efendi’nin Alvar İmamı Hace Muhammed Lütfi hazretlerine olan sevgisi bambaşkadır. Bir gün şöyle demiştir.“Meşayıhtan çok zatlar tanıdım. Hepsi birbirinden başkaydı. Ama o zat daha bir başkaydı.” Alvarlı da kendisi için, ”Melek görmek isteyen, Salih Efendiye baksın.”, demektedir.
Hacı Salih Efendi, Sadık Efendi (Solakzade) hakkında, “Yeryüzünden ilim kalksa, ilmi yeniden ihyaya muktedir bir âlimdir”, derdi.
Hakkında, “Meşayihten çok kişiyle tanıştım, ama kendini hiç ihsas ettirmeyen, mahviyet içinde gördüğüm tek insan Salih Efendi’ydi… Sahabe misal bir zat idi, unutulmaz bir insandı… İlim sahibi, takvalı, tarikat erbabı, rind meşrep hoş sohbet bir zat idi.”, sözleri söylenenlerden sadece birkaçıdır.
Salih Efendi’nin yazdığı üç eser vardır. Mefatih-il Gaybiyye: Tasavvufi bir risaledir. Cami ul Ezhar: 852 sayfalık bir hadis kitabıdır. Zübdet-ül Kelam: Bir İlmihal kitabıdı








